n

n

n “İhtişam baktığın şeyde değil bakışında olmalıdır”.

n

n Hayatın güzelliklerini görmek, sorunların çözümüne katkıda bulunmak, hiçbir zaman kendiliğinden olmuyor. Bu konuda çaba göstermek, kendini geliştirmek gerekiyor. Hiçbir hazırlık evresinden geçmeden bu hasletlere sahip olabilmek imkânsızdır.

n

n Çok önceleri insanlar yakın çevresinden etkileniyordu. Kendilerine örnek aldıkları büyükleri vardı çevrelerinde. Oysa şimdilerde yakınlar uzaklaştı; uzaklar yakınlaştı. Birkaç saatin içinde dünyanın değişik yerlerine gitmek mümkün hale geldi. Her saniye bilgi, çevreye saçılan tohum gibi çoğalıyor. Bu şartlarda kendin kalmak; insani değerleri muhafaza edebilmek zorlaştı. Para da kültür de iletişim sayesinde dünyada dolaşıyor. Kültürler, insanlar iç içe. Dünya küçüldü: Yalnızca küçülmeyen; her geçen gün artan insanın hırsı, açgözlülüğü. Doymak bilmeyen istek ve beklentileri… Beraberinde mutsuz, doyumsuz bir toplum meydana geliyor. Bu anlayış, dünyaya egemen oldu. Bireysel manada bilinç düzeyi yüksek insanlar; bu çıkmazdan kendilerini kurtarabiliyor. Bir zamanlar Afrika’da insanlar filleri derin hendekler kazarak içine düşürüyorlar; açlıktan ölüme terk ediyorlardı. Daha sonra dişlerini söküp satıyorlardı. Öyle bir zaman geldi ki bizler de beynimizde, düşüncemizde derin hendekler, uçurumlar açıyoruz. Kuş olmadığımıza göre çoğumuz düşüp parçalanıyoruz. İnsanın kendine yaptığı kötülüğü hiç kimse yapmaz. Biz de doymak bilmeyen arzuların peşinden koşalı beri hep mutluluğu, huzuru arıyoruz. Oysa bunun anahtarı kendi elimizde.

n

n “Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında görürler”.

n

n Tecrübe, yılların birikimi olan bakış zenginliği kazandırır insana.

n

n Her şeyi olumsuz görmek, çevremizdeki güzelliklerin farkına varamamak biraz da bizim sorunumuz. Kendimizi, bakış açımızı; Güneş’e aydınlığa doğrultmalıyız. Karanlığı en çok yarasalar sever.

n

n

n

n ÖMER PAMUK