Adli kontrol uygulaması hukuk sistemimize yakın zamanda girmiş bir olgudur. Adli kontroldeki amaç kişileri özgürlüğünden yoksun kılmadan, belli kurallar ve yaptırımlar çerçevesinde kişiyi içtimai hayatın içinde ama kontrol altında tutmaktır. Böylece tutuklama sebepleri açısından hakkında karineler bulunan kişilerin tutuklanmasıyla belli açılardan doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmiş olunmaktadır. Bu açıdan adli kontrol, şüpheli veya sanığın yararlanabileceği bir ceza muhakemesi tedbiridir. Bu durumda kararı verecek sadece sulh ceza hakimi veya ceza mahkemesi hakimi, tutuklama tedbiri yerine 'adli kontrol şartıyla' şüpheli veya sanığı denetim altına alarak serbest bırakmaktadır.

Mahkeme tarafından adli kontrol altına alınmasına karar verilen şüpheli veya sanığın bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulması mümkündür. Adli kontrol tedbirine karar veren ceza mahkemesi, şüpheli ve sanığı ne şekilde adli kontrol altına aldığını kararında açıkça belirtmelidir.

Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen olumlu ya da olumsuz edim içeren bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkış yasağı. b) Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek. e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek. f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını(kefalet) yatırmak. g) Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak. i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek. j) Konutunu terk etmemek. k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek. Bu hükümlerin ihlali durumunda kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmektedir.

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli veya sanıklara elektronik kelepçe takılması da mümkündür. Bir kişi hakkında elektronik izleme programı uygulandığında, elektronik iletici bir kelepçe kişinin ayak veya el bileğine takılarak, her hükümlü/yükümlü için ona ait bir sinyal tespit edilir. Bu sinyal ile hükümlünün toplum içinde bulunduğu yerin kayıtları sağlanmakta ve merkezi izleme istasyonuna gönderilmektedir. Bu şekilde hükümlünün evinde kalması, belirli bir yerde bulunmasının veya gidilmesinin yasaklanması gibi önceden tespit edilmiş şartları ihlal edip etmediği tespit edilerek işlem yapılmaktadır. İhlal durumunda burada da tutuklama kararı söz konusu olabilmektedir.

Adli kontrol kararına itiraz süresi, kararın yüz yüze verilmesi halinde öğrenilmesinden veya yoklukta verilmişse tebliğ edilmesinden itibaren 7 gündür.

Denetimli serbestlik kapsamında 2006 yılında infaz için gelen karar sayısı 1.785 iken bu sayı 2018 yılında 678.179 bin olmuştur. Bu sayının büyük çoğunluğu adli kontrol hükümlerine ilişkindir. 12 yılda yüzde on binleri bulan artış üzerinde hem kamunun hem devlet organlarının iç muhasebe yapması şart gibi gözükmektedir…