n Daha önceki birkaç yazımda anayasa çalışmalarına gereken önemin verilmediği üzerinde durmuştum. TBMM’nin tatile girme durumunda olduğu sırada, anayasa çalışmalarından daha çok, anayasa tartışmalarının gündeme geldiğini görüyoruz. TBMM Başkanı’nın açıklamasında, anayasa komisyonunun çok az toplandığı ve belirli bir mesafe alınamadığı ifade edilmektedir. Ayrıca, iktidar tarafından anayasa ile ilgili olarak 48 maddenin oybirliği ile kabul edildiğini, bunların Meclis’e getirilerek oylanması da önerilmektedir. İktidar partisinin bu önerisi ise çeşitli nedenlerle kabul görmemiştir. Benim kanaatime göre, anayasa bir bütünsellik içinde ele alınmalıdır. Özellikle de, anayasanın ilk dört maddesinin alacağı duruma göre, anayasanın diğer maddeleri ile uyum içinde olmak gereği ortadadır. Bugün geçerliliğini sürdüren 1982 anayasası zaten değişen maddeleri ile bir yamalı bohça şeklindedir. Muhalefet partilerinin üzerinde durduğu husus ise, daha çok başkanlık sisteminde düğümlenmektedir. Tabiatıyla burada önemli olan, başkanlık sisteminin içeriğidir. Yalnız, basındaki bazı haberlere göre, anayasanın çıkarılması için, İmralı’nın bastırdığı ifade edilmektedir. Buna sebep olarak da, barış sürecinin birinci safhasını PKK’nın tamamladığı; ikinci safha yani anayasaya sıra geldiği, Kandil, PKK ve BDP tarafından ifade edilmesine karşın; PKK’da sadece % 15’lik bir çekilme tespit edilmiştir. Bu durumda, çekilme ile ilgili safhanın tamamlandığını söylemek de mümkün değildir. Ama, ben bu konuda çok değişik bir düşünce tarzına sahibim. 1982 yılından bu yana şikâyet ettiğimiz bu anayasanın değiştirilmesi ile barış sürecinin ilgisinin olmaması gerekir. Anayasa bütün bunların üzerinde olmalıdır.

n

n Öncelikle bir zihin jimnastiği yapalım ve düşünelim: Bu anayasadan memnun muyuz? Yoksa memnun değil miyiz? Bu konudaki memnuniyetsizlik, gerek iktidar ve gerekse muhalefet kanadının ifadelerinde, memnun olunmadığı yönündedir. Öyle ise, biz 31 yıl niye bekledik ve anayasayı yapmak ve konsensüs için neyi bekliyoruz. Burada bir hususun altını çizerek belirtmek isterim ki, konsensüsten kastedilen partilerin konsensüsü ise burada da bir eksiklik vardır. Demokrasilerde konsensüsten kasıt, Manga Carta (1402)’dan bu yana halk ile idare edilenler arasındaki uzlaşmadır. Bütün milletvekili adaylarının parti başkanları tarafından seçildiği bir sistemde, halk ile olan uzlaşmanın tam olarak ortaya çıktığını kabul etmek mümkün değildir. Demokrasilerde, milletvekili adayları halk tarafından belirlenmelidir. Seçilen milletvekilleri parti başkanı yerine; milletine medyunu şükran olmalılardır. Bu olmadığı takdirde demokraside bazı şeyler natamam olarak ortaya çıkacaktır. Eğer, halka müracaatta referandum kastediliyor ise, 1982 Anayasası % 93 kabul oyu almıştı. Yeniden yapılacak olan anayasa, eğer referanduma sunulacak olur ise, burada kabul veya ret oyları, parti eğilimine göre olacaktır. Anayasa yapımında izlenen yolun da uygun olmadığı kanaatini taşıyorum. Anayasa veya diğer kanunlar oldukça teknik ve herkesin anlayabileceği türden olmayıp, özel ihtisas konularını içine almaktadır. Buna göre, anayasa içeriğindeki şartların ortaya konduğu şekli ile bu konudaki bilim adamları tarafından yapılmalıdır. Bu husus zaman kazandırdığı gibi, bazı hususların bilimsellik içinde sunulmasını da ortaya koyacaktır. Elbette, Meclis’te görüşmeler sırasında ise gereken tadilatlar yapılabilir. Meclis’te olduğu şekilde, anayasayı yapmak üzere kurulan komisyon, değişik partilerden olması sebebiyle herkesin bir tarafından çektiği ve uzlaşmanın sağlanmadığı veya sağlanamadığı durumu ortaya koymaktadır. Bana göre çoğunluk bu anayasadan memnun olsa gerektir ki, değişmemesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Eğer, gerçekten bu anayasadan memnun olmayanlar çoğunlukta olsa idi, bu anayasa çoktan değişirdi. Bence, anayasayı yapmak o kadar da zor olmasa gerektir. Zira, demokrasi ile idare edilen ülkeler için, uygulanacak anayasal kriterler, AB kriterleri içinde yer almaktadır. Yalnız, belirli gruplar, kendi çıkarları için bunları şark kurnazlığı içinde çarpıtarak anayasaya koymak niyetindedirler. Partiler arasındaki anayasa kavgaları bitmek, tükenmek bilmeden devam etmektedir. Bu durumda, anayasanın çıkarılması bakımından gelişmelerin uygun seyirde devam etmediği açıktır. Saygılarımla.

n