n

n
n Tasavvufta aşk, “ Hak yoluna giren kimseyi Allah’a eriştiren en kısa yoldur.” Şeklinde ifade edilmiştir.
n
n Tutku ise, “bir şeye karşı duyulan aşırı düşkünlük, şiddetli arzudur”(Misalli B.Türkçe Sözlük).
n
n Mutasavvıfların aşk tanımı paralelinde Fuzuli şöyle der:
n
n “Ser- menzil-i her murada rehberdir aşk, / Keyfiyyet-i her kemale mazhardır aşk.
n
n Gencine-i kainata gevherdir aşk, / Her sadır olan neş’eye masdardır aşk.”
n
n Aşk, ilahi olunca bütün dertler dermandır.
n
n Tutku, yakın olsa da, benzese de aşk değildir.
n
n İnsanoğlunun dünyevi anlamda birçok tutkuları vardır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle bunların başında, “kadın,erkek çocuk, altın, gümüş( para vb.), atlar(( bugünkü şekliyle binek araçları)bağ-bahçe vs. hayvanlar” gelmektedir.
n
n Bizleri kurtaracak olan tutkularımız değil, aşkımızdır. Bir başka ifade ile Hakk’a olan bağlılığımızdır.
n
n Mevlana ; “ Her kimi aşık görürsen onu maşuk bil. Çünkü o binnisbe hem aşıktır hem maşuktur” der.
n
n Yani sever ve sevdiği tarafından sevilir. Tahir’ülmevlevi bu beytin açıklamasında, “sevilmek sevmeden önce gelir. Allah Kur’an-ı Kerim’de ,” Allah, bazı kullarını sever, o kullar da onu sever” buyurmaktadır.
n
n Yine Mevlana şöyle demiştir: “Susamışlar dünyada su ararlarsa , su da alemde susamışları arar.”
n
n “ Madem ki, aşık odur, sen sus: Mademki o, senin kulağını çekiyor, sen kulaktan ibaret ol.”
n
n “Ey salik; aşıkların hayatı ölmektedir. Gönül vermeyince sen gönül bulamazsın.”
n
n Hüdayi Hazretleri de; “Hoştur bana senden gelen, / Ya hilat-ü yahut kefen,
n
n Ya gonca gül, yahut diken, / Lütfun da hoş, kahrın da hoş.” Demiştir.
n
n Tutkularımızı aşka dönüştürüp ahiret sermayesi olarak kullanmak kurtuluştur.
n
n Yine şairin ifadesiyle,” Gönlüm de senin, can da senin, ten de senindir;/ “Nem varsa benim hepsi senin, ben de senindir.” Demek gerekir.
n
n Bunu diyemezsek yaşamımızın da, mesleğimizin ve mevkimizin de bir anlamı yoktur. Mutfak - tuvalet güzergahında seyreden yolcu gibiyiz.
n
n Selam ve sevgi ile…
n