Karadeniz'in güzide yeri.
Suat ve Hasan Uğurlu barajları arasında kurulu.
Sessizlik, sakinlik, yeşillik ve doğanın harika uyumu.

Hepsi adıyla müsemma Saklı Cennet Ayvacık'ta.
'Yaradanın bütün güzelliklerini bahşettiği, birilerinden o güzellikleri duyulunca 'hakikaten o kadar var mı dedirten'.

Yılın on iki ayı görülmeye değer, adeta 'İşte ben buyum!' diyen güzel ilçemiz.
Acaba bu güzel ilçemizin tanıtımında bir eksiklik mi var?
Halbuki hayal edilip bulunabilecek tüm güzellikler…
Ne varsa Ayvacık'ta.
İlçe Yeşilırmak boyunca kıvrım kıvrım yollarıyla karşılıyor sizi.

Yeşilırmak üzerinde tekne gezintisine son zamanlar da su kayağı da eklenmiş.
Birçok kez geldiğim Ayvacık'ı bu kez kuşbakışı görelim dedik.
Yeşilırmak'a gerdanlık gibi kurulan köprüden geçip başladık tırmanmaya.
Odaklandığımız Doğa Evleri tabelaları bizi hedefe taşıyordu aslında.
İnsana hoş gelen bu adı telaffuz etmek bile huzurun bizatihi kendisi.
Sararma eğiliminde doğadaki renk değişimi ise ayrı bir güzellik.
Doğa Evleri yolun asfalt olmasına etkende olmuş.
Yol dar ama olsun, birkaç yerde zemin iyileştirilebilir.
Güzergahta Doğa Evleri tabelası ile yaşanan heyecan.
Adeta Ayvacık kadar, Doğa Evleri de önemli dedirtiyor sanki insana.
Bu evlerde bir gece misafir olabiliriz diye düşünüyoruz.
Hepsinden öte Ayvacık'ın muhteşem halini doğanın bağrına kurulan evlerden görebilmek ise bambaşka sanırım.
Ve bir anda önümüze çıkan Doğa Evleri tabelasıyla ana yoldan çıkıyoruz.
"İşte geldik" dediğimiz yerde gözümüzün önünde alabildiğine derin vadide Ayvacık'ın muhteşem görüntüsüne doyamıyor insan.
Neden buralara Saklı Cennet denmiş daha iyi anlıyorsunuz.

Hem dağların yeşili hem de adı gibi yemyeşil Yeşilırmak tüm güzelliğiyle önümüzde.

İnsanoğlunun beton dikme yarışına inat ben buradayım dercesine.

Bunca güzelliğin içerisinde Doğa Evlerinin görüntüsü ise tam bir hayal kırıklığı.
O kadar güzel bir yerde önümüze çıkan kale gibi bir demir kapıyla Doğa Evlerinin girişi tamamen kapatılmış.
Bir tarafta güzellikle huzur buluyorsunuz, diğer tarafta beklenmedik tablo canınızı sıkıyor.
O güzelim doğanın içerisine hançer saplanmış gibi.
Aracınızla Doğa Evleri sapağına girdiyseniz dönüş yok.
Nasıl girdiyseniz geri vitesle özgürlüğünüze kavuşabilirsiniz.
Doğa Evlerine çıkalım diyen herkesin bu içler acısı görüntüyle ilgili eleştirilerini haklı olarak dinliyorsunuz.
Ayvacık'a bakınca duyduğunuz haz kadar, Doğa Evlerinin atıl kalmasından da bir o kadar üzüntü duymamak elde değil.
Başlanan iş neden sonu getirilmez, ya da getirilemeyecekse neden başlanır ki?
Demir kapının kenarından geçip iç kesimde gördüklerimiz içler acısı.
Kafeterya niyetiyle yapılan mekanın kapısı kırık ve yerlerde.
Sıra sıra evlerin duvarlarında kertenkeleler kaçışıyor.
Evlerin bir süre önce tamamen talan edildiğini öğreniyoruz yöre halkından.
Bu tür yatırımlarda yanlışlık maliyet veya verimlilik hesabındaki hatalar mı?
Her ne ise ama ilk yıllar ekonomik getiri evlerden beklenmemeli.
Önemli olan bu güzelim evlerin orta vadede kazandırılmalıydı.
Garip ve yetim kalan Doğa Evleri sahip çıkılmayı beklerken
'Bir el atılsın da buralar renklensin' diyor.
Umarım Ayvacık'ın bağrında mahzun kalan Doğa Evleri
Önümüzdeki süreçte şirin ilçemize kazandırılır.
İş işten halen geçmiş değil.