Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Çanakkale’nin Çan İlçesi’nde halka yaptığı konuşmasında; Bu ülkede terörü bitirdiğimiz anda, silahlar bırakıldığı anda şunu iyi bilin, bu ülke evvel Allah sıçrar… dedi.

Bu düşünceye katılmanın yanı sıra yapılan hesabın yeni olmadığını söylemek gerek.

Yıllarca süren terörle mücadelede yitirilen canlar, geride kalanların son nefeslerine değin yüreklerinde dinmeyecek acıları ve ekonomik kayıplar göz önüne alınarak bu hesap yapılmıştır.

“Canlar giderken böylesine mücadelenin maddi hesabı yapılabilir mi?” diye düşünülebilir.

Bu çok doğru.

Ancak, yaşamın gerçeği, geride kalanların gereksinimleriyle bizi buna mecbur ediyor.

Ama yine de canlarını feda edenleri her şeyden ayrı ve üstün tutmak zorundayız. Bu bizim onlara karşı taşıyacağımız en öncelikli sorumluluğumuz…

Sadece bununla kalmak yetmez.

Bir devlet ya da siyasal iktidar böylesi konularda bir tek vatandaşının bile duygularını incitmeyecek ölçüde davranabilmelidir.

Sayın Başbakan yukarıdaki konuşmasının devamında O zaman benim Güneydoğu Anadolu bölgem de Doğu Anadolu bölgem de çok daha farklı büyüyecek çok daha farklı yükselecek ve işsizlik oranı çok daha çabuk düşecek. Yüzde 10 değil evvel Allah, yüzde 7 lere, yüzde 6 lara, yüzde 5 lere düşecek, göreceksiniz bunu. Ben buna inanıyorum.” diyor.

Diğer taraftan bu yola çıkılırken “Analar ağlamasın, babaların yürekleri sızlamasın…” diyerek başlanmamış mıydı?

On yılı aşkın süren özelleştirme satışlarıyla giden ülkeye bakıyoruz;

İşsizlik artmış

Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücretli

Üretime dönük sanayi gerilemiş

Esnaf can çekişmekte

Dış ticaret açığı büyümüş

Sağlık ve eğitimde vatandaşın cebinden daha fazla para çıkmış

En zengin ve en yoksuluyla Avrupa’da ilk üçe girilmiş

En temel hizmetlerde bile kamu yatırımları neredeyse durma noktasına gelmiş.

Hem de elimizdeki avucumuzdaki tüm kaynakları kullanmamıza rağmen.

Analar ağlamasın, babaların yürekleri sızlamasın…” tamam da.

Sıçramak, nereye?

Evvela, ona bakmak lazım…