n

n

n Yakın zamana kadar çevremde sıkça işittiğim bir cümle aynen şöyle: “Bak göreceksin, bu ülkede bir zaman sonra Türküm demek suç olacak…”

n

n Kimler söylemişti, çok da anımsamıyorum.

n

n Çoğu zaman bu ifadede, söz sahiplerinin kişisel ve duygusal özelliklerinin etkili olduğunu düşünmüşümdür.

n

n Ancak son zamanlarda bu cümle bana daha başka anlamlar çağrıştırıyor.

n

n Burada sanki kendisinin olup da başkası tarafından çekip çevrilen bir işten bahsediliyor gibi…

n

n Bir ulus devleti olarak yaşamaya başladığımızda adı konulmuş bir milletiz, Türk milletiyiz.

n

n Burada “Türk” tanımlaması etnik bir kimliği değil bir ulus kimliğini yansıtır.

n

n Türk milleti içinde Kürt.Türk, Laz, Çerkez,Boşnak,... pek çok etnik kimliği barındırır.

n

n Bütün bu etnik kimliklerin biraya getirdiği ulus yapı, alt kimlikler arasında ayrıştırıcı değil birleştiricidir.

n

n Öyleyse bu tanımlama asla ırkçı bir tanımlama olamaz, aksine birleştirici, bütünleştiricidir.

n

n Birliklerin kurulmaya çalışıldığı dünyamızda ayrıştırıcı hareketlerin tümü toplulukları bölüp yönetmeye, köleleştirmeye yöneliktir dolayısıyla gericidir.

n

n Ulus devlet düzeninde alt kimliklerin baskılanması, aşağılanması, sömürülmesi olamaz, olursa da bu demokrasiyle bağdaşmaz.

n

n Başa gelelim.

n

n Bu ülkede “Türküm” demenin suç olacağını söyleniyor.

n

n Bugüne ve geleceğe dair bir kaygı tanımlanıyor.

n

n Neden?

n

n Çünkü bu ifadeyi savunan en güçlü kurumsal yapı artık eskisi gibi değil.

n

n Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) bahsediyorum tabiî ki.

n

n TSK yakın zamana kadar şiddetle savunduğu Türklük kavramını bana göre bugün rafa kaldırdı.

n

n Bunun yanı sıra Türk milliyetçisi olduğunu söyleyenler Türk milliyetçiğinden çok mukaddesatçılığa yöneliş gösterdiler.

n

n Ulus devleti savunanlar ise içeriden dışarıdan gelen saldırılarla mücadele ederken yıprandılar, yıpratıldılar.

n

n Diğer taraftan sağdan, soldan durumu izaha kalkışıp“Türk” lafını edenler aşağılanıp “ırkçı- faşist” suçlamasıyla karşı karşıya kalıyorlar.

n

n Tabiatıyla bunlara şahit olanlarda “Türk” demenin biraz çekincesi ve mahcubiyeti de gelişiyor.

n

n …

n

n Artık kimsenin ardına sığınacağı dağlar kalmadı…

n

n Ne olduğumuzu hatırlamanın ve bunu anlamanın eşiğindeyiz.

n

n Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı, ayakta kalabilirsek yürümeyi deneyeceğiz.

n

n Mustafa Kemal Atatürk’ün bundan 86 yıl öncesinden bugüne gönderdiği “…Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” sözünün ardına takılarak.