Türkiye’nin eğitimden daha önemli bir sorunuyoktur.

Milli Eğitimimizin şekil, içerik ve yönetim açısından büyük bir çıkmazın içinde olduğunu görmek, hepimizi üzmektedir.

Milli Eğitimimizin teknolojik ve fiziki altyapı çalışmalarına odaklanması, asıl amacı ihmal ettirmiştir.

Sınıfta öğretmen çaresiz, eğitim bürokrasisi aciz, öğrenciler hedefsiz ve veliler şaşkın…

Danıştay’ın ya da Bakanlığın bir öksürmesinin bedelini on sekiz milyon çocuğumuzun ödediğini GÖRMEKTE ZORLANIYORUZ.

Milli Eğitim’in kitap yazım komisyonlarından başlamak üzere her alanda ciddi yeniliklerin yapılmasın gereğine inanıyoruz. Ve bu kaçınılmazdır.

Söz konusu bazı komisyonlarda görev yapanlar, yazılması gerekeni değil de gelecek iktidarlara karşı kendilerinin adeta savunmasını yazıyorlar. Bunu en tabandan ve nerede ise en tepeye kadar itiraf edesimiz geliyor. Bunlardan,yazılabileceklerini yazamayan aciz ve korkaklar temizlenmelidir.

Milli Eğitimin en tepesindeki bürokratlar da gözden geçirilmelidir.

Tam da seçim ortasında ‘Milli Eğitim’in her düzeydeki bürokrat oynatmalarıyla bir sürü gayri memnun meydana getiren söz konusu yöneticiler temizlenmelidir.

Bu değirmende öğütülenler bizim çocuklarımızdır. Çocuklarımızın kaderini belirleyenlerin çocukları özel okullarda okuyabilirler. Bakan’ın ya da Danıştay’ın öksürüğünden etkilenmeyebilirler. Ama memleketin çocukları bu öksürüklerden grip değil, zatürre oluyor.

Katlanarak devam eden değer yozlaşmasına dur diyecek bir eğitim bürokrasisine ve sorumlusuna acilen ihtiyaç vardır.

İl düzeyindeki eğitim bürokrasisinin tepe noktaları, acilen gözden geçirilmelidir. Sorumluluğu belli örgütlere ve şahıslara yükleyen inisiyatif yoksunu yöneticilerin sorumlulukları omuzlarından alınmalıdır.

Memleketini ve çocuklarını seven tüm velilerin eğitime sahip çıkmalarını istiyor vemerhum Akif’in dizeleriyle seslenmek istiyoruz:

“Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma! “

Selam ve sevgi ile…