n Gece saat 23.10; yatacağım, radyoyu açıyorum; TRT Nağme’de bir uzun hava: “Erzincan’a girdim ne güzel bağlar/ Erzurum’a vardım dumanlı dağlar/ Ellerin koynunda bir güzel ağlar/ Oy anam anam, hallarım yaman/ Yüce dağ başına çadır açarım/ Nazlım seni burdan alır kaçarım/ Kahve bulmazsam kenger içerim/ Oy anam anam hallarım yaman.” Doluyorum, boğazıma bir hıçkırık düğümleniyor, için için ağlıyorum. Uzun havalar Anadolu’dur, yıllarca, ne yılları, asırlarca “kendi yurdunda garip, öz vatanında parya” Türkün kaderine ağlamıştır. Bildim bileli de beni ağlatır.
n n
n n Asteğmen Nurettin’i arıyorum. Asteğmen Nurettin Erzincanlı; Mamak Muhabere Okulu ve Er Eğitim Merkezi Yedek Subay Okulu’nda aynı takımdayız. Ben takım kıdemlisiyim, o sıhhiye çavuşu. Bir berberimiz var, Tarsuslu Fuat ya da tam tanımıyla Deli Fuat. Deli Fuat askere gelmeden önce pavyon fedaisiymiş. İri yarı, güçlü kuvvetli ve gördüğümüz ya da göründüğü kadarıyla da deli. Herkesi sindirmiş hatta yüzbaşıyı bile. Nasıl sindirmesin ki, ustura elinde ve kendi sakalını kendi kesemeyen herkes onun koltuğuna oturmak ve hayatını onun usturasının keskin ağzına teslim etmek zorunda.
n n
n n Herkes Deli Fuat’tan korkardı ama Deli Fuat da Üsteğmen Mustafa’dan korkardı. Üsteğmen Mustafa, zayıf, narin, son derece zarif birisi; Fuat sıksa suyunu çıkartır! Yüzbaşı Deli Fuat’ı “Teğmen Mustafa’ya şikayet etmekle” korkutuyor. “Bu ne haldir Fuat, herkes senden korkuyor, sen de Üsteğmen’den korkuyorsun” dedim bir gün. Yüzüme baktı ve “O” dedi “O deli.” Şaşırdım, Deli Fuat Üsteğmen’e “deli” diyordu. Sordum:“Peki, sen, sen deli değil misin?” Yüzüme baktı ve güldü “Benimki maslahat deliliği, onunki gerçek delilik” dedi. Önce anlayamamıştım, sonra öğrendim; meğer Üsteğmen Mustafa, o güne kadar kimsenin “gözünün üstünde kaşın var” demediği ya da diyemediği Deli Fuat’ın üzerinde bir sandalye parçalamış.
n n
n n Deli Fuat şimdi nerededir, ne yapar, bilmem. Mustafa Üsteğmen vatana, millete, devlete yılları kaplayan hizmetin gururunu emekli bir paşa olarak çocukları ve dostlarıyla paylaşmakta. Ben o günden sonra ne zaman bir maslahat delisi görsem, ne zaman bir koca devletin bir çete sürüsü karşısındaki çaresizliğine şahit olsam hep Deli Fuat’la Üsteğmen Mustafa gelir aklıma. Bilirim ki her Deli Fuat’ın bir Mustafa Üsteğmen’i vardır ve yola gelmeyecek deliler, dize gelmeyecek hainler yoktur. Yeter ki, Mustafa Üsteğmenlerin, Mustafaların eli kolu bağlanmasın. Deli Fuat’lar çok şımarmasınlar bu milletin Mustafaları tükenmez.
n