Bir bilgeye en tehlikeli zehrin ne olduğunu sormuşlar.
Demiş ki; "İhtiyacından fazla olan her şey zehirdir,
Sevgi bile..!"
Yaklaşık bir yıl önce yine buradan, 19 Mayıs Üniversitesindeki (OMÜ) akademisyenlerin verdiği hukuk mücadelesinden bahsetmiştim...
"19 Mayıs üniversitesi Eski Rektörü Sait Bilgiç dönemlerinin tüm atama ve verilen kadroları teker teker incelenmelidir"
demiştim...
YÖK'ün konuyla yakinen ilgileneceğinden bahsetmiş ve bugünkü yönetimin bu skandallar karşısında biçare bırakılmaması gerektiğinin altını çizmiştim.
Çünkü, Akademisyenlerimizi, hak ettikleri okul koridorları yerine Adliye koridorlarına iten bu haksızlıklar karşısında, kendileri ve dillerini şeytanlaştırmayarak, ders yerine dertlerini anlamak için adaletin güçlü kollarına teslim olmuşlardı.
Adli makamlar gereğini yapacak, onu haklı bulacak ve ilgili yönetime "bu mağduriyeti giderin" diye aldıkları kararı gönderecektir diye düşünüyordum...
Adli makamlar haklıya hakkını vermiş olmasına rağmen...
OMÜ'nün mevcut yönetimi gereğini yapmadı...
Yapamadı..!
İyiden iyiye, YÖK'ün inceleme, araştırma ve soruşturma yapmadığını düşünüyorum...
Yüksek Öğretim Kurulu konuya müdahil olsaydı, hukukun verdiği kararın akıbetini sorar, takipçisi olurdu.
Demek ki, bihaberler..!
Demem o'ki, Yüksek Öğretim Kurulu ve 19 Mayıs Üniversitesi yöneticileri ne Pelin hanımın ne de hukukun sesini duymamışlar; ya da duymak istemedikleri anlaşılıyor.
Sayın Rektör Yavuz Ünal;
Adli makamlarca alınan kararlar size ulaştı mı?
Ulaştıysa kararınızı, mağdur olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin evladı akademisyeninize bildirme zahmetinde bulundunuz mu ya da bulunuldu mu?
Hukuk mücadelesini kazanan ama yönetimin gözüne ve dolayısıyla kadrosuna giremeyen akademisyen Pelin Akyol'un çabası boşaymış; demekten başka bir şey bulamıyorum.
İnşallah yanılıyorumdur!
2019 yılında yapılan sınavda yüksek puan almasına rağmen, yerine, aynı sınava girip, düşük puan alan akademisyeninizi atamanızı anlayabilirim, öyle ya seçimde 3'ncü olan aday rektör yapılıyorsa, düşük puan alan hoca da bir üst ünvana kavuşabilir diyelim!
Şöyle ki; İşe alım ve akademik atamalarda sıklıkla dile getirilen torpil müessesesinin "harikulade çalışmalarını" tüm Türkiye bilmekte ve izlemektedir.
Besbelli bu kişi torpilli; hak etmediği halde, kendisinden daha fazla puan alıp, göreve atanamayan akademisyenin hakkına girdiğini, kurumdan aldığı maaşla evine götürdüğü ekmeği nasıl yuttuğunu sordular mı kendisine acaba? Ya da kendisi yastığa başını koyunca hiç mi vicdan azabı çekmiyordur ki?
Demiş ya Bilge kişi, " İhtiyacından fazlası zehirdir" diye...
Ayrıca, haramdır da!
Ben de kendimi ve sizi fazla bilgiyle zehirlenmeden ve zehirlemeden son söz olarak şunu söyleyeyim;
"Bizler (İlkadım şehrinin çocukları) arının çerçevesiz kovanda ürettiği balı sevdiğimiz gibi, üniversitemizin alt üst kadrolarını da bir o kadar çok severiz...
İşte bu misaldeki gibi üniversitemizi hem sevmeye hem de korumaya devam edeceğiz..."
"Sabırla koruğun şerbete dönüşünü beklediğimiz gibi" bekleriz adaletli davranmanızı!
Hakkı ve hukuku hiçe sayanları ayırt ederek tabiî ki..!
Bu ülke birilerinin gayretlerine rağmen hala bir hukuk devletidir ve hiçbir kurum ya da kişi kanunların üzerinde değildir!
Bilmem, anlatabildim mi?