n
n n Yeni dünya düzeninin maymuncukları,
n n hayatın her alanında dengeleri yok edecek planları için
n n onur kalelerinin kapılarını zorla açmaya çalışıyor...
n n Amaçları; bütün beyazlıklara çamur atıp,
n n kendi kirliliklerini örtbas etmek...
n n Olur mu hiç katrandan şeker?..
n n Bu millet aptal mı?..
n n Neyse Anıl Ege nin öyküsüyle başbaşa bırakayım sizleri...
n n * * *
n n
n n Gevşek Hasan, o sabah çay ocağına erken gelmişti. Gazetesini
n n eline alıp, yakın gözlüğünü taktı.
n n Haberleri büyük bir titizlikle okuyor; okurken de kendi kendine
n n söylenip duruyordu.
n n Yanına Pire Nuri nin geldiğini fark etmemişti.
n n İkisi de birbirini pek sevmezdi ama
n n Pire Nuri ile Gevşek Hasan dedikoduya
n n bayılırdı. Bazen saatlerce çekemedikleri insanlar hakkında
n n iftira boyutuna varan yalanlar üretirlerdi.
n n Hele yanlarına onların ne olduğunu
n n bilmeyenler oturunca; keyiflerine diyecek yoktu.
n n Çünkü, onları bir kere dinleyen bir daha yanlarına uğramazdı.
n n Orta açık bir çay diye seslendiğinde
n n Nuri nin geldiğini gördü Gevşek...
n n Var mı taze haberler? diye lafa girdi Hasan.
n n Pire Nuri, Gevşek in hiç sevmediği Şakir in,
n n en yakın arkadaşından bilgiler aldığını söyledi.
n n Gevşek, mal bulmuş mağribi gibi
n n sevinç içinde kulaklarını dikti. Eeeeeeeeee anlatsana dedi heyecanla. Şakir var ya çocukken; sizin bahçeden 5 tane mandalina çalmış. Sonra anne söylemiş. Helal et demiş Gevşek, Helal tarafını geç dedi Ona hırsız diyelim ...
n n İkisi de Vay hırsız, vay hırsız... diye söylenirken, emekli polis Rıza Dayı, bunları duydu. Mesleki alışkanlıkla
n n Gevşek e sordu; Kim hırsız?
n n Pire Nuri ile Gevşek Hasan, kem küm edince, Rıza Dayı bir daha sordu.
n n İkisi birden koro halinde Şakir, Şakir dedi.
n n Rıza Dayı, ikisini de iyi tanıyordu. Gevşek in dolandırıcılık, sahtecilik ve
n n hırsızlık suçlarından sabıkalı olduğunu biliyordu.
n n Pire Nuri yi de zimmet suçundan cezaevine götüren oydu...
n n Rıza Dayı, Şakir i severdi. Hiçbir saygısızlığını
n n görmemişti. Ayrıca mahallede de herkes Şakir i beğenirdi. Ulan şerefsizler, sizde hiç utanma yok mu? diye patlayıp, üzerlerine doğru yürüdü. Gevşek, uçarak masanın üzerinden kaçtı, Pire Nuri,
n n tabureye takılıp düştü. Rıza Dayı, Abdestim bozulacak diye bağırırken; yoldan geçen Doktor Recep,
n n omzuna dokundu. Bunların ikisi de hasta dedi. Rıza Dayı, anlamamıştı. Hastaysa tedavi et o zaman dedi. Şaşırma sırası Doktor Recep e gelmişti: Bunlar kalp değil, ruh hastası ...
n n Rıza Dayı, İkisinde de kalp yok ki, vicdansız bunlar
n n diye bağırdı. O sırada İmam Sadi, yanlarına geldi.
n n Bugüne değil, akıbetlerine bakın diyerek, yoluna devam etti...
n n Aradan iki ay geçmişti ki Gevşek Hasan ın hırsızlıktan hapis cezası aldığı duyuldu.
n n Önceki infazı da yanmıştı.
n n Çay ocağının müdavimleri Pire Nuri yi merak etti.
n n Rıza Dayı O da dolandırıcılıktan hapiste
n n diye lafa girdi. İmam Sadi, öğle namazından sonra
n n evine gidiyordu. Çay ocağında oturanlar
n n Akıbetlerini gördük hocam diye
n n ayağa kalkıp selam verdi. İmam Sadi, bir iki adım daha
n n yanaştı. Onları dinleyen de iftira ve gıybete
n n ortak olmuştur. Tövbe etmesi gerekir dediğinde, hepsi şaşırmıştı.
n n Çoğu istemeden de olsa onların anlattıklarına kulak misafiri olmuşlardı.
n n İlk tövbeyi de Rıza Dayı yaptı.
n n İmam Sadi, bu kez de Şakir den de helallik istemeyi unutmayın diye tembihlemez mi?..
n n Rıza Dayı, Uşaklar gördünüz mü dedi. İki şeytan bize nasıl bir yük verdi Tövbe etmeyi sürdürdü.
n n Çünkü o, gıybet etmenin ölü kardeşinin etini yemek kadar tiksindirici olduğunu bilen inançlı biriydi.
n n Tövbe Alahım tövbe diye diye Şakir i bulmaya koyuldu.
n n Bu ağır yükten kurtulmak istiyordu.
n n
n n * * *
n n Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...
n
