Balon satarken kavalıyla maniler söyleyen satıcıyı hiç unutmam...
Bu çeşme ne güzel, su içecek tası yok...
Kırma dostun kalbini, yapacak ustası yok... diyerek sokak sokak dolaşırdı...
O sokaktan geçerken, pencereler dolup taşardı...
Peşinde de bir yığın çocuk olurdu...
Ak sakallı satıcı, çocuklardan kurtulmak için 10 kuruşluk balonu 5 kuruşa verip
onların gönlünü alırdı...
Her sokağı karış karış bildiğinden yoksul çocuklara, Ben babanızdan parasını alırım diyerek
balon verirdi...
Çocukların, arkadaşları önünde onurlarının kırılmasını istemezdi...
Hatta, çocuklarına bağırıp çağıran anneleri de, Çocuktur, kalbini kırmayın deyip
yatıştırırdı...
Balon satıcısının, aslında zengin biri olduğunu öğrendiğimde nedenini sormuştum...
Onların saflığında ruhumu temizliyor, yaşama dair umutlarımı artırıyorum diye yanıt vermişti...
Bonita L. ANTİCOLAnın benzer bir öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum...

* * *

Arkadaşım Gayle, dört yıldan bu yana kansere karşı yaşam mücadelesi veriyordu.
Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün, çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gayle, başını pencereye doğru çevirdi. Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu
Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep; ama doğum günümde ne istediğimi söylersem dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim bunu. Bu nedenle de asla kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabam olmadı. dedi.
Gaylei ziyaretimden birkaç gün sonraydı. Çok sevdiğim dondurmayı almak için sırada beklerken birden dondurmacının vitrinindeki kırmızı oyuncak arabayı gördüm.
Yanına da bir not iliştirilmişti:
Dondurmanızı alırken vereceğimiz kuponu doldurmayı unutmayın; belki de çekiliş sonunda bu kumandalı araba sizin olabilir.
Hemen Gaylein sözleri geldi aklıma. Birkaç hafta boyunca sürekli dondurma alıp, verdikleri kuponları doldurdum. Hiçbir çekilişte de kazanamadım. Bu kırmızı arabayı mutlaka Gaylee almalıydım.
Dördüncü haftanın sonunda artık çekilişi kazanmaktan ümidimi yitirmiştim.
Dükkan sahibi ile konuşarak, bana bu arabalardan bir tanesini satmalarını rica ettim.
Dükkan sahibi, dört haftadır her gün dondurma alıp, kuponları doldurduktan sonra büyük bir heyecanla çekiliş sonuçlarına baktığımın gözünden kaçmadığını söyledi.
Ardından da gözlerimin içine bakarak:
Söyler misiniz, neden bu kadar çok istiyorsunuz bu arabayı ? diye sordu.
Gözlerimden süzülen yaşlara aldırmadan ona arkadaşımdan söz ettim. Çok etkilenmişti.
İstediğiniz oyuncak arabayı verdiğiniz adrese göndereceğim dedi.
Yazdığım çeki masanın üstüne bırakarak büyük bir mutlulukla evime geldim.
Ertesi gün Gaylei ziyarete gittiğimde gözleri ışıl ışıldı. Elindeki kırmızı oyuncak arabayı göstererek küçük bir çocuk heyecanıyla:
Bak dedi. Bunca yıl bekledim ama nihayet dileğim gerçekleşti; hem de tam istediğim gibi !
Ertesi gün postacı, bir zarf uzattı elime. Açıp okumaya başladım:
Sevgili Bonnie, annem ve babam da kanserdi ve ikisini de altı ay gibi kısa bir sürede kaybettim. İkisi için de çok çabaladım ama doğrusu dostlarımın sevgisi ve cömertliği olmasaydı hiçbir şey yapamazdım. Gerçek dostlarım olduğu için kendimi hep şanslı hissettim. Gayle de senin gibi bir dostu olduğu için çok şanslı. En iyi dileklerimle. Norma
Dondurma dükkanının sahibiydi mektubu yazan. Benim masasına bıraktığım çek de zarfın içindeydi.

* * *

Bugününüz, dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...