Bayramın birinci günü, Büyükşehir Belediyesi’ndeki bayramlaşmaya
gidiyorum. Opera durağından karşıya geçeceğim. Trafik lambası kırmızı
yanıyor ama yol boş, vakit nakit, kurala uymasam da olur; uymadım ve
yola çıktım. Çıkmamla birlikte arkadan gelen bir sesle sarsıldım:
“Osman Bey, kırmızı ışıkta geçiyorsun…”
O an kendimi görme imkanım yok, sanırım lamba kadar olmasa da ona
yakın kızarmışımdır. Arkama dönmeden “haklısınız” dedim ve sonra
döndüm, beni kibarca ama oldukça utandırarak uyaran vatandaşla göz
göze geldim. “Bir kazaya uğramayasınız diye seslendim” dedi. Yaptığım
kural tanımazlığımın altında ezileceğim yoksa o kural tanımazlıktaki
ayıbımın yüzüme böylesine kibarca vurulmasının mı; bilemedim.
Genelde uymaya çalışırım trafik kurallarına ama zaman zaman telaşıma
ya da “adam sendeciliğime” yenildiğim de olur. O da öyle bir andı ve
hatam kuralları hatırlatacak kadar medeni sorumluluk sahibi ama
muhatabını asla rencide etmeyecek kadar kibar fakat rencide etmeden
de utandıracak kadar akıllı bir hemşehrim tarafımdan yüzüme vurulmuştu.
Üç gündür toplum olarak, özellikle de toplumun biraz güç kazanmış
kesimleri olarak kanunları pek umursamamamızın temelinde acaba bu boş
yolda kırmızı ışıkta geçme alışkanlığımızın payı nedir diye
düşünüyorum. Sade vatandaşın kırmızı ışığı umursamaması ile güç
sahibinin kanunları ve hatta yargı kararlarını umursamamasının doğurduğu
sonuçların ağırlığı itibariyle aynı olmasa da aynı kaynaktan
beslenmiyorlar mı? Ve basitten başlayan bu umursamazlık bizi adıma
adım daha vahim olana taşımıyor mu?
Ama sadece kuralları çiğneyenler değil bu toplumsal derdin
sorumluları, kuralların çiğnendiğini görüp sırtını dönenler de en az
çiğneyenler kadar suçlu bence. Ve suçlular arasında ben de var hem
de çiğnemekle işlediğimden çok daha fazla çiğneyenlere
tepkisizliğimle. Ama dur, sevinme sevgili dostum, sen de varsın o
günah galerisinin sakinleri arasında. “Bana mı kalmış” diyen
dostlarımız da “Deliye dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak yeğdir” diyen
atalarımız da var. Kısacası millet olarak hepimiz varız.
Gördüğümüz bir haksızlığa yasalar içinde demokratik tepkimizi
koyamadığımız/koymadığımız sürece; kanunsuzlukların pençesinden
sıyrılmamız mümkün değil.