n

n

n

n

n Şehirden ayrılalı fazla bir zaman olmadı. Anadolu nun uçsuz bucaksız köy yollarından birinde arabamla gidiyorum. Hava çok güzel. Yollar arazilerin içinde yılan gibi kıvrılarak akıyor. Ben de hareket halindeyim.

n

n Kendi kendime düşünüyorum : Şehir hayatı bizi ne kadar da oyalamış. Neredeyse düşünmeye fırsat bulamıyoruz. Hep koşuşturmaca... Oysa Anadolu da köylerde hayat daha bir başka. Köy hayatı işte. Tarlasında, bağında, bahçesinde çalışan insanlar. Doğayla içiçe. Ben de kendi köyümde kaldığım sayılı günlerde doğayla, insanlarla içiçe olmaya çalışıyorum. Hoş sohbetler ediyoruz. Memleket meseleleri hakkında konuşuyoruz. Hepsinin söyleyeceği kendilerince güzel fikirleri var. Hayat sadece şehirlerde devam etmiyor. İnsanın olduğu her yerde yaşam devam ediyor. Her yerin kendine özgü yaşam koşulları var. Toprakla içiçe olan insanlar, enerjilerini toprakla paylaşabildikleri için daha az stresliler gibi geliyor bana. Kendi aralarında konuşurken ne kadar da neşeliler. Gözlerinin içleri gülüyor.

n

n Şehirden uzun süreli ayrı kalmak, insanda şehir özlemi doğuruyor. Her ne kadar köyde doğup büyüsem de şehir bizi kültürüyle, sosyal yaşamıyla kendine o kadar bağlamış ki sanki gerçek bir dost gibi özlemeden yapamıyorsunuz.

n

n Köyde kültürel hayat ne de olsa kısıtlı. İnternet , televizyon bütün her şeyi sardığı gibi köylerimizde de bir yönüyle kültürel akış devam ediyor. Bana sorarsanız iki arada bir derede kalmışım gibi hissediyorum kendimi. Köy yaşamı , doğa çok güzel. Şehirler de bizdeki köy özlemini bir nebze olsun törpülüyor; aşındırıyor. Ne yapalım? İnsanlar varolduğu sürece bu devran böyle sürüp gidecektir. Köylerde oturanlar şehirleri , şehirlerde oturanlar da köyleri özleyeceklerdir.

n

n Gezdiğim gördüğüm köy yollarında bunları düşünmeden edemedim .

n

n ÖMER PAMUK