Allah rızası için
iyilik yapanlar,
zaman içinde bunu unutsa da
yıllar sonra en zor
bir anda
karşılığını buluyor...
Tarifsiz bir mutluluktur
işte o an...
İyilik yap
denize at,
balık bilmezse Halik bilir
dedikleri bu olsa gerek...
Manevi servet
adlı öykümü,
yürekleri
güzelliklerle
dolu
insanlara ithaf ediyorum...

* * *
Kemal Efendi,
şehrin güçlü müteahhitlerindendi. Güvenilir
kişiliğiyle hem vatandaşlar
hem de şehrin ileri gelen yöneticileri onu severdi.
Bir iktidar değişikliğinde
devletten hak edişlerini
alamayınca
iflas etmiş,
bütün mal varlığını satarak
borçlarını ödemişti.
Emekli maaşından
başka bir geliri yoktu. Karısıyla
birlikte oğlunun
yanında kalıyordu.
Bütün hayatı 4 yaşındaki
torunu Mehmet ti. Onunla
birlikteyken
geçmişin izlerini
siliyor, yaşadıklarını unutuyordu.
O gün hava bulutluydu. Ha yağdı ha yağacaktı. Mehmet,
dedesinden çocuk parkı yerine
kendisini alışveriş
merkezine götürmesini istedi. Orada büyük bir
oyun merkezi vardı. Mehmet, hafta sonları
anne ve babasıyla da oraya giderdi.
Kemal Efendi, tamam dedi. AVM, evlerine uzak değildi. Ancak,
Kemal Efendi,
romatizmaları
nedeniyle
dolmuşa binmeyi tercih etti. Küçük Mehmet,
sabırsızdı. Her şey onun için oyundu. AVM ye geldiklerinde
oyun merkezine girdi. Dedesi ona
güçlükle yetişti.
Mehmet, önce atlı karıncaya bindi. Sonra helikopter, motosiklet ve bilgisayar oyunu
derken vakit hayli ilerledi. Oyun kartının limiti de bitmek üzereydi. Dedesi, Vakit geç oldu eve dönelim dedi. Mehmet gönülsüzce oyun merkezinden çıkarken;
dedesinin bir anlık boşluğundan
yararlanıp, elinden kurtuldu. Oyuncakçı dükkanına doğru koştu. 65 yaşına merdiven dayayan
Kemal Efendi de yorulmuştu. Onu gözleriyle takip etti. Mehmet i dükkanda
uzaktan kumandalı kocaman bir itfaiye aracıyla
ilgilenirken gördü. Yanına gittiğinde,
Mehmet oyuncağı istedi. Dedesi, Sonra alırız dedi sessizce. Mehmet ağlamaya başladı. Kemal Efendi nin cebinde sadece 20 lira vardı. Oyuncağın etiketinde
120 lira yazıyordu. Oyuncağı alacak kadar
parası olmadığını nasıl izah edecekti. Çok zor durumdaydı. Keşke gelmeseydim dedi içinden. İflas ettiğinde bile
hiç böyle çaresizlik yaşamamıştı. Baban bize kızar oğlum dedi ama Mehmet dinlemedi.
Dükkan sahibi Yılmaz,
gözü yaşlı adamla torununa takıldı. İçinde tuhaf bir his vardı. Bu adamı bir yerden tanıyor gibiydi. Yanlarına gitti, Kemal Efendi ye Sizi, nereden tanıyorum acaba? diye sordu. Geçmişini hatırlatan
konuşmaları sevmeyen
Kemal Efendi,
Bilmem diye cevap verdi. Yılmaz, Ne iş yapıyorsunuz? diye sorduğunda,
Emekliyim dedi. Bu sırada küçük Mehmet, dedesinin ceketinden tutarak,
onu kasaya doğru çekiyordu. Kemal Efendi, Sonra alırız dediyse de torunu
inatla oyuncağı istiyordu.
Yılmaz, bir hayli zorlandıktan sonra
bu yaşlı adamı nereden tanıdığını
hatırladı. Yılmaz, hemen çocuğun elinden oyuncağı aldı,
barkotu okuttuktan sonra
paketletti. Kemal Efendi,
Ne yapacağım şimdi? diye kara kara düşünürken;
Beyefendi, başka yerlere uğrayacağız. Elimizde taşımayalım. Çıkışta alırız
dedi ama Yılmaz onu duymadı. Kemal Efendi nin
yüzü kıpkırmızı kesilmişti. Tek çare kalmıştı. Paramı evde unuttum deyip,
nüfus cüzdanını bırakmayı teklif edecekti.
Dükkan sahibi, oyuncağı büyük bir poşete koyduktan sonra
Kemal Efendi nin koluna girerek
dışarı çıktı. Kemal Efendi, bu sıcak ilgiye bir anlam
verememişti. Yılmaz, Sizi tanıdım diyerek söze başladığında,
Kemal Efendi nin şaşkınlığı arttı. Piyasada çokça görünen bir insan değildi. Sonra bu genç oyuncakçı, onu nereden tanıyacaktı. Yılmaz, Siz beni çok mutlu ettiniz dediğinde,
bir şey anlamadı. Yılmaz, Kemal Efendi nin
kolunda ona destek vererek
yürürken; anne ve babasını depremde kaybettiğinde
yetiştirme yurduna verildiğini anlattı. 4 yaşlarındaydım. Siz her bayram
hepimize ellerinizle oyuncak dağıtırdınız. Bütün çocuklar,
her bayram öncesinde
yolunuzu gözlerdik dedi. Yılmaz, ağlamamak için kendini
zor tutuyordu. Kemal Efendi de öyle. Yılmaz, Kemal Efendi ye Bir emrin olursa başım üstüne deyip,
ellerinden öperek yolcu etti.
Yaşadıklarına inanamayan Kemal Efendi,
yıllar önce yaptığı iyiliğin
en zor anında
kendisini kurtarmasını;
ilahi bir mucize olarak
tanımladı.
Mal varlığını kaybetmişti
ama o hala büyük bir manevi
servetin sahibiydi...
Yıllar sonra
bu kadar mutlu olmuştu ve
bunu yaşamasına vesile olan
torunu Mehmet e
sevgiyle sarıldı.
* * *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Huzurlu ve sağlıklı günler dileğiyle...