n
nn Şubat ayı geçiyor ben hala geçen yılın muhasebesini yapamadım.
nn Çocukluğumda ve gençlik yıllarımda hep günce tutardım. Sonra da dönüp onları okuğumda kendimce geçmişin muhasebesini yapardım.
nn Zaman akıp gitti. Hala elimde eskiye ait bir dolu küçük not defteri kaldı.
nn Okuduğumda içime bir hüzün çöküyor hep.
nn Geçen yıl benim için çok zordu. Annemin yokluğuna hala alışamadım.
nn Her sabah kahvemi içerken “Ah! Annem de olsa beraber içsek şu kahveyi” diye çok hayıflanıyorum. Gerçekten anne özlemi, her yaşta aynı ve tarifsiz bir burukluk.
nn Zorlu bir yıldı. Fethiye’de iki koca yılı devirdim. Buraya alışmak hiç de zor olmadı. Büyüleyici doğası, ağacı, kuşu, limonu, portakalı, çiçeği.
nn Hala beni etkiliyor. Yeni bir eve geçip yerleşme süreci derken zaman geçiyor işte.
nn Torunlarımız kocaman oldu artık okula gidiyor.
nn Artık yaş hesaplamıyorum. Göründüğüm ve hisettiğim zamanın içindeyim.
nn Günlerin biraz daha kıymetini bilmeye çalışıyorum.
nn Kedi Carmen ile her gün yeni bir şey yaşıyorum. Evde bize, bahçede ise köpeklere kendisine saygı duyulmasını öğretti. Meğer bir kediden dahi öğenilecek o kadar çok şey varmış ki.
nn Samsun’dan beraber geldiğimiz Ceylan yine kayboldu. Bu kez tekrar döneceğine dair umudumu yitirdim.
nn Dostlarımı özlüyorum Samsun’da. Hiç ayrılmamış gibi bazı dostluklarım devam ediyor. Onları her zaman göremezsem de onların orada olduklarını ve beni sevdiklerini biliyorum. Hayat da kendi içinde dönemlere ayrılır.
nn Hayatımın en olgun dönemini yaşadığımı düşünüyorum. Her zaman daha iyi düşünmeye, daha toleranslı ve anlayışlı olmaya çalışıyorum.
nn Her şeye kızıp sinirlenmemeyi kendime telkin ediyorum.
nn Bu benim gibi sert mizaçlı bir insan için çok zordu .Ancak kendimi eğittim.Hayat hiç bitip tükenmeden öğrenmek ve öğretmek aslında.
nn Yazmayı çok seviyorum. Yazmak benim için inanılmaz güzel bir duygu. Yazmak seyahat etmek kadar güzel .Yazmak uçmak kadar heyecanlı. Yazmak ruhu zenginleştiren bir olgu. Yazmak doğum kadar sancılı ve tarifsiz bir duygu. Hele de okurlarımdan gelen her türlü eleştiri beni mutlu ediyor. Geçen haftaki yazımda Oxford yerine Harvard yazdığım için bana e-mail atan okurlarıma teşekkür ediyorum. Bu galiba İbrahim Tatlıses’i hiç sevmememden kaynaklanan ilgisizlik ve yanlışlıktı. Okurlarımın beni bu kadar ilgi ve dikkatle okumuş olmalarına bir kez daha teşekkür ediyorum.
nn Ancak güzel yazabilmek ,çok okumaktan geçer. Yazabilmek için insanın düşüncelerinin zenginleşmesi gerekir. Kutuların içinde yazılmış daha nice yazılarım var. Bazıları gerçekten küf tutmuş.
nn Bir gün o yazıları sizlerle paylaşmayı çok arzu ediyorum.
nn Hele de bir tanesi var ki görmelere, duymalara seza… Tam on beş yıl öncesine ait bir anı…
nn Her yeni güne şükür ederek uyanıyorum. Çok erken kalkıp günü uzatmayı sabahın sessizliğini bozan kuşlarımı doyurmayı seviyorum.
nn Önümde daha ne kadar nefes alabileceğim gün sayısı var bilmiyorum. Sadece düşünüyorum, yazıyorum, gidiyorum hayatın içinde. Ömer Hayyam okumayı çok seviyorum.
nn En çok aşağıdaki dizeleri tam da bana göre diye düşünüyorum.
nn “Her sabah yeni bir gün doğarken,
nn Bir gün eksilir ömürden.
nn Her şafak bir hırsız gibidir.
nn Elinde fenerle gelen”
nn Mutluluk, huzur, duruluk, tutku ve coşku. İşte hayatın en güzel duyguları bunlar.
nn Huzurunuzun, coşkunuzun, tutkularınızın hiç tükenmemesi dileği ile…
nn
nn
n