Bu nsıcak yaz günlerinde kendimi zoraki içinde buluverdiğim ilginç bir tablo.
n Sinop’tan nSamsun’a aracımla yol alırken, Alaçam’ı geçmek üzereyim. Gözüme çarpan yoğunluk; nolası bir kazayı akla getirse de bir anda dörtlülerini yakan onlarca aracın niçinde buluverdim kendimi.
n
n Bir ndüğün ve mutluluğun(!) gövde gösterisi…
n Yanlış nyerde şova dönüşen sevinçler.
nCamlardan gövdesini sarkıtanlar; davul, zurna ve korna sesleriyle keşmekeşi nkatlayanlar, kontrolsüz şerit değiştirerek birbiriyle öne geçme yarışına ngirenler; en önemlisi de üç şeritli ana yolun işgali…
n Sahip nolma duygusuna ve bir şeyi ele geçirme zevkine bürünmüş yüzlerde, kim nasıl ndüşünürse düşünsün, bu merasimi kafamıza göre her yerde yaparız ifadesi...
n Bazı nkişilerin görüntüleri ise tamamen ego tatmininin somutlaşmış haliydi.
n
n Riskli nsürüşlerle can ve mal kaybı yaşanması, mutlulukların hüsrana dönüşmesi an nmeselesiydi. Komşu illerin bağlantı yolunda sözde mutluluk paylaşılıyordu.
n n Son nyıllarda konvoylardan uzak durma kararı, iradem dışı iptal olmuştu. Benim gibi no saatte oradan geçen araçlar da sağa sola sürüklenen bir parça misali, konvoy nfırtınasına maruz kalmışlardı.
nİzdihamın kazaya davetiye çıkardığı ana yolda, ortalığın sakinleşmesi için kenara nçekilmem de mümkün değildi.
n
n “Ancak nbu kadar olur!” diye mırıldanarak içlerinden kurtulana kadar epeyce ter döktüm.
n Malum nyerleri aradığımda ilgilenileceği söylendi, ne yapıldı bilemiyorum.
n Yıllar nsonra üzücü hatıralara fırsat vermemek için, haklı sevinçleri, ideal ölçüleriyle, nuygun zeminlerde yaşamak gerek…
n n