Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmazın
ısrarlı tutumuyla eski Tekel binalarının
bulunduğu alanda imar değişikliğinin
gerçekleşmesi,Mimarlar Odasının
tepkisini çekmişti...
Büyükşehir Belediyesi Meclisindeki oylamadan önce de
AK Parti İl ve Merkez İlçe Teşkilatı ile Gazi, İlkadım, Atakum ve Canik Belediye Başkanları
bu değişikliğe karşıydı...
Yılmaz, oylama öncesi yoğun bir çalışmayla
partiyi karşısına alma pahasına bu değişikliğin geçmesini
sağladı... Güç bende demişti aslında...
Başkan Yılmaz, eski Tekel binalarına talipli firmanın
dahi böyle bir talebi bulunmadığı halde,

Büyükşehir Belediyesinin satıştan 3-4 milyon YTL gelir elde etmek için böyle bir kütleyi alana
yerleştirmesinin,
şehrin kalbine hançer saplamak
anlamına geleceği iddialarını duymamıştı bile...
Gerçi, Yusuf Ziya Yılmazın
bu kararını destekleyenler de yok değildi...
Bunun nedeni, çok geçmeden
Yılmazın eski dostu, yeni hasmı
tarafından ima edilince,
desteğin içyüzü de anlaşılmış oldu...
Kimin kiminle alışverişi veya bir çıkar ilişkisi var, beni ilgilendirmiyor ama
partiye ve mimarların görüşlerine rağmen yapılanlar rahatsızlık yaratmıştı...
Güç kimdeydi?..
Partide mi yoksa Yılmazda mı?..
Dayak olayının ardından parti tarafından açılan soruşturmada, Muhakkik yani soruşturmacı tayin edilen AK Parti İl Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Cerrahoğlunun
hazırladığı raporda, Adnan Bahadır ile birlikte onu döven iki meclis üyesi İbrahim Akdoğan ve Zafer Özatanın
ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevkedilmesi istenmişti...
49 kişilik il yönetiminden 45inin katıldığı toplantıda, 14e karşı 31 üye, Akdoğan ve Özatanın ihraç istemiyle disiplin kuruluna gitmesini istemiş; aynı oylamada, Adnan Bahadır ise 23e karşı 20 oyla kurtarılmıştı...
Bu sonuç, Yusuf Ziya Yılmazın
parti içindeki gücünü de ortaya koydu...
İşin özü; Yılmazın gücü, eski kankası Bahadırı disiplin kuruluna göndermeye yetmemişti...
Parti ona, Güç sende değil bizde mesajını bu şekilde vermişti...Dayak
olayı, bir başka hesaplamanın
içinde kaynayıp gitmişti...
Kısraklara binen küheylana
siyaset bozkırında
kim gem vurabilirdi artık?..
Keser döner, sap döner,
işte böyle bir gün hesap döner...
Bundan sonrasını, Vefa, namus ve haysiyet gibi değerleri,
menfaat çarkında eğilmekten iki büklüm olmuş omurgasızlarla
işporta malı gibi siyaset pazarında sattırmaya kalkışanlar
düşünsünler!..