n
n
n İnsan genelde tul-i emel sahibidir.
n
n Kurgular yapar, hayaller kurar ve planlar çizer.
n
n Ne kadar yaşayacağını hiç bilmez.
n
n İslamın “bilinmeyen” olarak bildirdiği beş şeyden ikisinden biri , “ nerede öleceği, diğeri de yarın ne kazanacağıdır”.
n
n Soma’da ölenlerin hepsinin yarın için bir hayali vardı. Yalnız onlar mı?
n
n Hayır; eşlerinin, çocuklarının, anne ve babalarının da hayalleri ve sevdaları vardı.
n
n Şimdilerde hepsinin sevdaları Soma’nın madeninde öldü ve çıkarıldıkları yeryüzünde açılan kabirlerde de gömüldü. Rabbim onlara rahmet yağdırsın, geride bıraktıklarına yeni umutlar yeşertsin!
n
n “ Çalışacağım, ev aldım, borcumu ödeyeceğim, madencilerin kaderidir bu, ölüm de vardır diyor” geride kalan çilekeşlerimiz.
n
n Faciadan kurtulan bir kardeşimizin, “ Duman geliyor, hepimiz gördük. Arkadaşlar kelime-i şehadet getirmeye başladı. Her şeyden irtibatımız kesildi. İrtibatımız yalnız Allah ile. Herkes dua ediyor. Soluk alp verirken herkes Allah diyor. Arkadaşlar çamurlu su ile abdest alıyor, kimileri ise teyemmüm ile abdest alıyor. Allahım sana temiz geleceğiz diyor. Herkes ayrıca çocuklarının adlarını söylüyordu.” ifadeleri ne kadar da ürkütücüdür, değil mi?
n
n İşte ölümün mukadder olduğuna tanık olunan an, bu andır.
n
n Biraz empati yapabilir miyiz? Yani, kendimizi bir an için dahi olsa onların yerine koyabilir miyiz?
n
n Soma’da yalnız 301 insanın değil, onların yakınlarının da umutları, hayalleri ve sevdaları gömülmüştür.
n
n Bu insanların sevdaları üzerinden aşk yapmaya çalışan medyayı ve marjinal grupları kınamamak mümkün değildir. Kör olası kurşunlarla bu sevdalar üzerinden hükümeti yıpratmaya çalışanların da samimi olmadıklarını düşünüyorum. Cenazelerden fıtra ve iskat parası toplayan dilenci Kur’an tüccarları gibi hareket edenlerin doğru hareket etmediklerini düşünüyorum.