n
n n
n n
n n Türk halkının ortak zekası ve ortak hafızasıdır Temel. Dün Nasrettin Hoca’yla, Baba Eren’le, İncili Çavuş’la ortaya konulan hiciv ve isyan; günümüzde Temel’le, Dursun’la, Cemal’le dile geliyor. Toplumun ortak zekası mesajını yöneticilere bu üçlünün tatlı şivesiyle iletiyor. Aynı zamanda tarihe de not düşüyor. Sadece hiciv ve isyan yoktur Temellerin nüktelerinde; aynı zamanda almasını bilenlere tıpkı Nasrettin Hoca, Baba Eren ve İncili Çavuş nüktelerindeki gibi sayısız ders de vardır.
n n
n n Herkes gibi ben de severim Karadeniz fıkralarını. Hele de Temel’in mezar taşına yazdırdığı “Hastayım dedim, dedim, inanmadınız da ne oldu şimdi” demesi yok mu? Onun yeri bir ayrıdır bende. “Zamanın haklı çıkarması” insana buruk bir duygu veriyor. Sevinmek değildir hissedilen, tam tersi hayıflanmaktır. Toplumun uyarılara kulağını tıkması ve ödediği faturadan duyulan ortak acıdır.
n n
n n Ta 1 Mart tezkeresinden ya da İkinci Körfez Harekatı ndan önce bas bas bağırdım “Güneyimizde bir başka devlet kurulacak ve orada yakılan ateş, bizim topraklarımızı kavuracak” diye. “ABD istediği için ABD ile birlikte değil ABD istemediği halde ve ABD’ye rağmen ve ondan önce Kuzey Irak’a girmeliyiz” mealindeki yazılarım, hala gazete arşivlerinde durur. Heyhat, sesimiz kendi dar çevremizin sınırlarına hapsoldu kaldı. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına geçirilen çuvaldan önce siyasetçilerimizin gözüne perde inmişti. Bugün güneyimizde bizim gafletimizden beslenen ve daha da hazini artık bizim himayemizde bir Kürt devleti adım adım bağımsızlığa doğru ilerlemektedir. Ve Kuzey Irak’ta yakılan ateş, bizim topraklarımıza doğru yayılmaktadır.
n n
n n ABD’lilerin aklıyla ve galiba biraz da baskısıyla yürürlüğe koyduğumuz “Eve Dönüş Yasası” da yanlıştı. Diyarbakır’ı adeta teslim alan Nevruz terörünü “cana değil cama geldi” gerekçesiyle seyretmek de yanlıştı. O zaman “O camın arkasında devletin haysiyeti var. Kırılan cam değil devlet otoritesidir” diye yazmıştık. Çoğu hatta neredeyse tamamına yakını dönek solculardan oluşan on- on iki adamla konuşarak başlatılan “açılım süreci” de yanlıştı. O süreçteki Habur yanlıştan da öteydi, tam bir fiyaskoydu.
n n
n n Fiyaskoları listelemeye kalkarsak köşede yer kalmaz. Hala bir yasal kılıf bulunamayan, önce şiddetle ve hatta muhataplarına yönelik ağır hakaretlerle inkar edilen ama sonra da çaresiz kabullenilen Oslo mu dersiniz? Yoksa “azılı bir Türk düşmanı” Mesut Barzani ve yine bir o kadar azılı bir başka Türk düşmanı olan Şivan Perver le kucaklaşmalar mı? Ya da İmralı’nın bir mahpus adası olmaktan çıkıp bir isyanın karargahı haline dönüşmesi mi? Düne kadar “bebek katili” denen bir isyancının şimdilerde “baş müzakereci” kimliğine bürünmesi ve büründürülmesi mi?
n n
n n Geldiğimiz noktayı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırladığı söylenen istihbarat raporu ile Gülten Kışanak’ın son demeci bir kere daha gözler önüne seriyor. İstihbarat raporlarına göre PKK’ya 2.000 yeni militan katılmış. Bunlar yurtdışında eğitilmişler ve Türkiye’ye dönmüşler. Dinlendiler, tedavi gördüler, eğitildiler, silahlandılar ve hepsinden önemlisi hem siyasallaştılar hem de kitleselleştiler. Eskiden sadece dağlardaydılar, kente ancak geceleri inebiliyorlardı. Şimdi artık her vakit her yerdeler. Şimdi artık yerel yönetimlerdeler ve “özerkliği inşa” sürecindeler.
n n
n n Yerel yönetimler onlara, onlar da yerel yönetimlere destek oluyorlar. Ve Diyarbakır’ın yeni belediye başkanı Gülten Kışanak “Diyarbakır’dan çıkan petrolden pay” istiyor. Yarın akarsulardan, barajlardan, madenlerden de pay isteyecekler. Zaten bu yeni değil. Kürtçü ve ayrılıkçı çevreler, bunu uzun zamandır dillendiriyor. Yeni olan bunun artık resmi bir talep olarak öne sürülmesi.
n n
n n Dönelim yine bizim Temel’in “Hastayım dedim, dedim, inanmadınız da ne oldu şimdi” lafına. Olacak her şey olmadan önce söylendi. Bir büyük milletin parçası bir halktan silah zoruyla ve iğfalle yeni bir millet yaratıldı. Şimdi emperyalizmin proje dosyasında bölgemizde yeni bir devlet inşası var. Hem de İsrail’in tek dostu olmaya aday bir büyük devlet inşası. Gel de hayıflanma.
n n
nn
n
