Çoğu kez günlük hayatta insanları ruh sağlığı yönünden belli tanımlamalarla sınırlandırarak bir şekle büründürmek, bana pek anlamlı gelmiyor. Ne demek bu? Akıllı olmak veya bunun tam zıttı olan duruma delilik deniyor. Bu iki tanımlama da insanı ister istemez psikolojinin ve psikiyratrinin sahasına götürüyor. Esas çözüm burada. Bu konuda bize bir şey söylemek düşmez.
Yaşam koşulları ağırlaştı. İnsanların omuzlarında geçim sıkıntısı var. Aş ve iş peşinde koşan birçok insan var. Hayat zorlaştı: Geçinmek,iş bulmak belirli bir meziyet istiyor. Eğitim almış olmak ve iyi bir mesleği olması gerekiyor insanın. Biz gençleri piyasada çalışmak için değil, kendisinin de bir iş kurabilecek kapasitede ve donanımda yetiştirmeliyiz. Bu konuda üniversitelerimize büyük görev düşüyor. İş yaşamına dönük olarak üniversitelerimizin istihdama katkı yapmaları gerekiyor. Üniversiteler aklın, bilimin ve hür düşüncenin kalesidir. Bu bilgi birikimi ve yetiştirilen insan kaynağı, iş hayatında karşılığını bulmalıdır. Üniversite eğitimi, işsizliğe altyapı veren bir alan olmamalıdır. Aklın ve bilimin yol göstericiliğinde; hür düşüncenin geniş ufkunda söylediğim insan kaynağı fazlasıyla yetiştirilebilir. Burada iş yaşamının lokomotifi olan işadamlarına da büyük rol düşüyor.
Bazen bir ideali ve fikri benimseyen; toplumu için gece gündüz çalışan, her sahada yetişmiş insanımız mevcuttur. Hiç durmadan karıncalar gibi görev ve iş aşkıyla çalışan bu gibi insanlara toplumun saygı borcu vardır. İnsan ömrünün çok kısa olduğunun bilinmesine rağmen, bu çalışma aşkı ve şevki nereden geliyor? Bu durumu kendini toplumuna ve insanlığa adamakla izah edebiliriz. Aksi halde insanın deli olması gerekiyor. Zaten, Akıllılara gülmek, delilerin bir ayrıcalığıdır. sözü gerçekten ruh sağlığı bozuk olan insanlar için söylenmemiştir. Bu bir hastalık durumudur. Hepimiz buna saygı duyarız. Esas yukarıdaki söz, hayatı sığ düşünen anlayışlar için söylenmiştir.