n

n

n “Aşiyan nerede Aşiyan?”

n

n “Bilmiyorum!”

n

n “Anadolu insanı bilir mi?”

n

n “Bilen bilir. Bilmeyen de pek bilmez sanırım!”

n

n “Ama şair Tevfik Fikret’ in Aşiyan’a çekildiğini çoğu bilir. Hatta birçok şiirini orada yazdığını da…

n

n “Peki en çok hangi şiirini bilirler?”

n

n “Han-ı Yağma” dedim.

n

n “Hangisi hocam o şiiri?” dedi.

n

n Söylemeye başladım…

n

n “Aaaa!” dedi.

n

n “Ben onun adını –yiyin efendiler yiyin- diye biliyordum” dedi.

n

n Şiirin devamını muhabir arkadaşım söylemeye devam etti:

n

n Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır

n

n Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;

n

n Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!

n

n Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır.

n

n

n

n Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

n

n Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

n

n (…)

n

n Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını

n

n Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini

n

n Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.

n

n Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

n

n

n

n Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

n

n Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

n

n

n

n Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

n

n Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!

n

n Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,

n

n Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

n

n

n

n Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

n

n Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.”

n

n ***

n

n Muhabir arkadaşımı tebrik ettim.

n

n “Sahi hocam Aşiyan nerde Aşiyan?” dedi.

n

n “Tevfik Fikret’in müzesi oradaymış da!” dedi.

n

n “Bilmiyorum” dedim.

n

n

n

n Siz biliyor musunuz?

n