Bir hafta sonra 2014-2015 eğitim-öğretim yılı başlıyor. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’i ilk ve ortaöğretim kurumlarında öğrenim görecektir.
Milletimizdeki sıcak aile bağlarını düşündüğümüzde; hemen hemen herkes başlayacak olan eğitim seferberliğinden etkilenmektedir.
Mevcut eğitim sistemimiz, Türkiye’nin 21.yy eğitim misyonunu taşıyacak güçte değildir. Özellikle bu öğretim yılı başında birtakım sancılar vardır. Eğitim yöneticilerinin değişmesi, bu hayırlı doğum sancılarından biridir.
Hayırlı doğum sancıları diyoruz. Bunun en önemli nedeni eğitim yönetimindeki kan değişimidir.
Eski eğitim yöneticileri, eğitimin ve Türkiye’nin varlığını kendi varlıklarıyla bütünleştirmişlerdir. Onlar varsa eğitim var olacak; onlar yoksa eğitim yok olacak ve memleket batacaktır. Ama bunun böyle olmadığını görmüşlerdir, görmeyenler de göreceklerdir.
Aynı kadrolar, Türkiye’nin eğitimini on yılı aşkındır yönetmekteydi. Peki kendilerinden önceki yönetimlerden farklı ne yapmışlardır?
Bu tür iddiada bulunanlar, Türkiye’yi bir kabile devleti mi sanıyorlar?
Eğitimin hafızası olduğunu söyleyenler ve onlarsız bu işin yürümeyeceğini iddia edenler, bu milletin tarihi birikimine saygı duymayanlardır.
Bir eğitim yöneticisinde bu duygular olmamalıdır.
Burada asıl olan memleketin çocuklarıdır. Eğitimcinin fedakarlığı, makamla belirlenemez.
İnsan sevgisiyle yoğrulmuş her eğitimcinin “ben eğitimin hafızasıyım, ben gidersem bu sistem çöker” gibi ifadeleri yakışık alan ifadeler değildir. O zaman arkadaşlarımızın mazlum olma özellikleri (varsa tabii) kaybolur ve zalim sınıfına girerler.
Hak, er geç (haksızlığa uğrayanlar varsa tabii) tecelli edecektir. Bu millete ancak müdür iken hizmet edeceğini iddia edenler, aslında “merd-i kipti şecaat arz ederken sirkatin” söyleyenlerdir.
Bu tür ifadeler eğitimcilerin yüzkarası ifadeleridir. Selam ve sevgi ile…