n

n

n

n

n 6- Kadının giyeceği elbise, erkek veya erkeğin elbisesine benzer bir elbise olmamalıdır.( Dünkü altıncı maddenin devamı).

n

n Peygamber (s.a.v.):

n

n Abbas (r.a.)’dan rivayet edilmiştir; dedi ki:

n

n “Peygamber (s.a.v.) kadınlardan erkeklere benzemeye özenenlere ve erkeklerden de kadınlara benzemeye özenenlere lanet etti.”

n

n “Peygamber (s.a.v.)’in günah işleyene lanet buyurması işlenen günahın büyüklüğüne delalet eder.

n

n “Kadınlaşan erkekler”den amaç: Konuşmasında, harekatında, giyinişinde vesairede kendini kadınlara benzetenlerdir. Doğuştan kadın tabiatlı olanlara lanetin kapsamı yoktur. “Erkekleşen kadınlar”dan amaç da aynı şekilde kendilerini erkeklere benzeten kadınlardır. Nitekim Ebu Davud’un tahric ettiği bir hadis, kadınlaşma ile erkekleşmeyi aynı mana ile tefsir etmiştir. Binaenaleyh bu hadis erkeklerin kendilerini kadınlara, kadınların da erkeklere benzetmelerinin haram olduğuna delildir.”(Bulüğulmeram Ter.c.4/33,çev.A.Davutoğlu).

n

n 7- Kadının giyeceği elbise topuk kemiklerinden uzun olmamalıdır (Yani topuk kemiklerine kadar inmelidir.)

n

n “Elbisesini topuk kemiklerinden fazla uzatan cehennemdedir.” (Buhari, Kitabu’l Libas)

n

n Yukarıda, bir kadının giyinebileceği elbisenin özellikleri maddeler halinde sıralanmıştır. Kadın yabancılara karşı çıkarken; üzerine alacağı elbisenin kollu (ferace,pardesü v.s.) veya kolsuz (çar, çarşaf v.s.) olmasına değil; İslami tesettürü gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bakılmalıdır.

n

n Geçmişte olduğu gibi, günümüz dünyasında da Müslüman hanımların çeşitli şekillerde İslami tesettürü (örtünmeyi) yerine getirdikleri bir gerçektir. Mesela; Anadolu’da kadın çarşafsızdır. Ama giydiği geniş şalvar veya eteği üzerine çektiği peştamal, atkı ve benzeri gibilerle İslami tesettürü yerine getirebilmektedir.

n

n Yine son zamanlarda –özellikle büyük kentlerde- çeşitli şekillerde İslami tesettürü yerine getirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar İslama uygunluğu oranında ilgi toplayacaktır.

n

n Cilbab kelimesinin çeşitli tefsir ve sözlüklerden verirken elde edilen sonuçlardan biri de kadının, üzerine aldığı dış elbisenin kollu (pardösü, ferace v.s.) olabilmesi için giyinilen elbise topuk kemiklerine kadar inmesi, kol, bel v.s. organlarının şeklini belli ettirmeyecek şekilde geniş ve sarkmış olması yanında , başa alınan başörtü de omuz ve göğüslerinin seviyesine kadar inmesi mecburidir. Tanımlara göre bu örtü şekli, gerçek İslami tesettürün asgari ölçülerini taşır.

n

n Son olarak şunu da belirtmekte fayda mülahaza ediyoruz:

n

n İslami tesettürü yerine getiren herhangi bir elbisenin adı, ne olursa olsun, giyinilmesi meşrudur. Yalnız giyinilen elbise, erkek elbisesi veya erkeğin elbisesine benzer elbise olmamalıdır.

n

n Selam ve sevgi ile…

n

n

n