n Evet; eleştirmek ve hatta karşı çıkmak eleştirilene düşmanlığın değil dostluğun gereğidir ve kötülük değil iyiliktir. Eleştirmek ve yanlışa karşı çıkmak; öncelikle ve özellikle dostlara düşen bir görevdir, dostluğun gereğidir. Dostla yalaka, dostla eyyamcı arasındaki en esaslı fark da budur. Eyyamcı, yalaka güç sahibini yanlışa sevk ederken; dost buna karşı çıkar, dostunu uyarır, sadece uyarmakla yetinmez engeller de.
n n
n n Rüyalar güzeldir, ah uykudan uyanması olmasa, ah yarıda kesilmese. Çoğu zaman uyanmamış gibi yaparız, güzel rüyanın devam etmeyeceğini bildiğimiz halde “devam etsin” temennisiyle ve “devam eder” umuduyla gözlerimizi kapamaya devam ederiz. Çoğu zaman da kendimizi kandırırız, uyandığımız halde uyanmamışa veririz, açmayız gözümüzü ve sanki rüya devam ediyormuşçasına sahte bir mutluluk tebessümü yayılır yüzümüze.
n n
n n Ne güzel hayaller kurmuştuk akşamdan ve nasıl da rüyaya dönüşmüştü o hayallerimiz. Üç vakte kalmaz AB’ye girecektik, tarih veriyordu hızlı siyasetçilerimiz ve entel liboşlarımız. 2008, 2010, 2012 diyorlardı. Son tarih 2014’tü. Melih Gökçek Ankara’da güpegündüz havai fişekler atıyor, Samsun’da da bir sevgili başkan “Beraber yürüdük biz bu yollarda” diye afişler bastırıp ilçe sokaklarını donatıyordu. O hayalleri yeller savurdu gitti, o rüyanın yerini AB’yle karşılıklı ithamlar aldı. 9 yılda sadece bir fasıl sonlandı, geriye 33 fasıl kaldı. Bu hızla gidersek üç yüz küsur yıl sonra gireriz AB’ye. Tabi kalırsa.
n n
n n Ne hayal biter derin uykulara dalmaya teşne gözlerde ne rüyalar sonlanır. “AB’ye girme hayalimiz” tükenmeden “Yeni Osmanlı olmak” gibi kulağa da gönle de hoş gelen ama hayata geçirilmesi nutuklarla, masallarla mümkün olmayan bir başka hayali yedekledik hemen. “Yeni Osmanlı” olacak ve Osmanlı’nın o muhteşem coğrafyasında onun eski haşmetini yeniden yaşatacaktık. 1300’de Sakarya boylarından yola çıkan Osmanlı Türkünün 229 yıllık bir mücadeleden sonra ancak 1529’da Viyana önlerine vardığını ya hiç bilmedik ya da çabuk unuttuk. Osmanlı olmaya heveslenmekle Osmanlı olmak arasındaki muazzam farkı algılayamadık.
n n
n n Bir başka söyleme göre de yeni bir Ortadoğu inşa ediliyordu; biz o yeni Ortadoğu’nun mimarı ve öncüsü olacaktık. O Ortadoğu da bizim eserimiz olacaktı. Ne yazık ki başımızın belası oldu! Güney sınırlarımız delik deşik; isteyen elini kolunu sallaya sallaya girip çıkıyor. İsteyen baskına geliyor yol kesiyor, isteyen çocukları alıp Kandil’e asker yapıyor. Güneyimizde yeni yeni devletçikler kuruluyor. Çeteler ya ilçelerimizi ya da konsolosluklarımızı basıyor. Karar makamlarının kararsızlığı sonucu yüreğimize başına çuval geçirilen bordo berelilerden sonra esir alınan özel harekatçıların ateşi düşüyor.
n n
n n Beşir Atalay’ın yürüttüğü mahiyeti ve yol haritası belirsiz “açılım” ile Ahmet Davutoğlu’nun dillendirdiği “komşularla sıfır sorun” politikaları iflas etmiştir. Lice’deki PKK kepazeliği ile Musul’daki IŞİD saldırısı gerçekleri gün ışığına çıkarmıştır. Dış politika ile adı bir türlü konulamayan süreç, AK Parti’nin yumuşak karnıdır. Bu yanlış politikalara “dur” diyecek olan da bu ülkenin derdiyle dertlenen, bu toprakların en az diğer partililer kadar sevdalısı ve hak sahibi AK Partililerdir.
n n
n n Hiçbir iktidar kendi partililerinin haklı uyarılarına ilgisiz kalamaz. Türkiye’nin Ortadoğu bataklığına batmasına ve Güneydoğu’nun her Türk vatandaşının yüreğini sızlatan durumuna son vermek, AK Partili yurttaşlarımızın elindedir.
n n
n n Zaman susma zamanı değildir. Gemi batarsa kimin hangi kamarada yolculuk ediyor olması hiç fark etmez.
n n
n
