Günümüzde, dinler arası diyalog ve/veya semavi dinler arası ilişkinin geliştirilmesi oldukça sık olarak gündemimize gelen konular.

Peşinen vurgulayalım: İnancımıza göre, "Allah indinde din İslȃm'dır."

Bu hükmün dışına çıkacak hiç bir görüşe itibar etmeyiz. Çıkan kişileri de hoş karşılamayız.

Buna karşılık, "dört büyük kitap sahibi peygamberler tarafından kurulan dinler semavidir" görüşü ileri sürülebilir ki,

Ona verilecek cevabımızın da kaynağı Kur'an-ı Kerim'dedir.

Şüphesiz tüm peygamberlere inanmak imanımızın gereğidir. İnanırız.

Ama sorun şuradadır:

Semavi dinlerin kurucuları olarak tanımlanan Hz Musa, Hz Davut ve Hz İsa'nın ümmetleri, peygamberlerini, Kur'an'ın hükümlerine uygun olarak tanımlıyorlar mı?

Maalesef, bu soruya olumu cevap vermek mümkün değildir.

Günümüzün "teslis"çi Hıristiyanlarının Tanrı anlayışı, gerçek Hıristiyanlıktan ziyade, eski Yunan'ın pagan dininin yansımasıdır.

Eski Yunan paganizmi, MS 325'te toplanan İznik konsülünde Hıristiyanlığa yamanmış ve bir anda Hz İsa, -sümme haşa- Allah'ın oğlu oluvermiştir.

Bir büyük peygamber ve kitabı (Hz Davut ve Zebur), günümüzde heykellerden ibarettir.

Evrensel ve semavi bir dinin kurucusu olan Hz Musa ve Musevilik, sadece Yahudilik ve Yahudiliği kabul edenlere izafe edilmiştir.

Ve tüm bu konular, Kur'an-ı Kerim'de tek tek anlatılmış; ardından kesin hüküm verilmiştir: "Müslümanlar, müslümanları bırakıp başkalarından dostlar edinmesinler."

Tüm bu eleştirilerimize karşılık, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen tüm peygamberlere ve kitaplarına inancımız tamdır.

Bizim de peygamberimizdirler.

Ama İNANCIMIZ, KUR'AN-I KERİM'de VAHYOLUNDUĞU ŞEKİLDE...

Can alıcı soruya gelmiş bulunuyoruz...

İnancımıza göre Hz Davut, Hz Musa, Hz İsa ve ismi zikrolunan tüm peygamberler bizim de peygamberimizdir.

Diyalogun tarafları olarak kabul edilen Musevi ve Hıristiyan din adamlarına ve konunun ilgililerine soruyorum.

Sizler, Peygamber Efendimizi (SAV) nasıl tanımlıyorsunuz? Peygamberliğini kabul ediyor musunuz?

İslȃm'ı bir hak-semavi din olarak kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?

Yoksa...

Efendim... Duyamadım....

Cuma hutbelerinde okunan, "İnneddine indellahil İslȃm" ayeti kerimesinden rahatsız oldunuz.

"Bakara, Makara"cı bakanlarımız vasıtasıyla, diyanetin hutbe kılavuzundan çıkarttırdınız.

Siz, İslȃm'dan bu kadar rahatsız oluyorsanız ve dahi İslȃm'ı hak din olarak görmüyorsanız, hükümlerini değiştirmeye veya susturmaya çalışıyorsanız...

Söyleyeceklerime katlanmak zorundasınız....

Zebur, zaten ortada yok. Tevrat şiir-dualardan ibaret. İncil ise sonradan uydurulmuş hikayeler...

Niye mi?

Çünkü hiç biri peygamberlerinin zamanında kayıt altına alınmamış.

Bu konudaki en güvenilir kaynak "Hz Musa'nın ilettiği on emir."

İncil mi dediniz...

İlk yazılı İncil Hz İsa'nın ölümünden 45-60 yıl sonra yazılmış...

Yazan havarilerden bir kaçı...

Rivayet şeklinde nakletmişler..

BENİM İNANDIĞIM İNCİL, BU DEĞİL!

BENİM İNANDIĞIM TEVRAT, SİZİN OKUDUĞUNUZ ŞİİRLER DEĞİL.

BENİM İNANDIĞIM Hz DAVUT, Hz MUSA, Hz İSA, İNSAN-KUL VE PEYGAMBERDİRLER. Sizin söylediğiniz gibi değil.

Yine de inançlarınıza saygı gösterebilirim; yeter ki...

Yeter ki, siz de benim peygamberimiz kabul edip, dinime saygı gösterin.

O zaman ben gidip kilisede namaz kılacağım ve sizin de gelip camide dua etmenizi alkışlayacağım.

Aksi takdirde: "Leküm diniküm veliyedin."