n
n n Siyasetin ve İmralı sürecinin gölgesinde kalan ama akademik hayatımızın hal-i pür melalini gösteren bir haber vardı gazetelerde; lise mezunu bir şahıs, sahte diplomayla üniversitede ana bilim dalı başkanlığı yapmış! Sahte diplomalı ana bilim dalı başkanının(!) sahtekarlığı; bir başka üniversiteye yaptığı başka bir başvuru sonucu ortaya çıkmış. Üniversite yetkilileri, ‘evraklar çok profesyonelce hazırlanmıştı, sahteliğini anlayamazdık’ demiş.
n n
n n Doğrudur; bilim adamları herhangi bir evraktaki profesyonel bir sahtekarlığı anlayamazlar, ama gerçek bilim adamları; bilimsel yetersizliği de anlayamaz mı? Nasıl sınav kazandı bu lise mezunu insan ve nasıl yükseldi ta ana bilim dalı başkanlığına kadar? Bu kadar kolay ve bu kadar sığ mıdır bilim adamlığı? Ya da o koca üniversitede bu kadar bilimsel sığlığı anlayacak derinlikte bilim adamları yok mudur?
n n
n n Bu durum sahtekarlığın şahikası değil, bir üniversite hocasının, ne hocası rektörünün ifadesiyle ‘Bir zamanlar bir müdür ve bir mühürle lise açılan ülkemizde uzun zamandır bir dekan ve bir mekanla bir fakülte’ açmanın doğal sonucudur. Geçenlerde bir üniversitenin hem de İngiliz Dili ve Filolojisi bölümü bulunan bir üniversitenin resmi sitesindeki vahim
n n İngilizce hatalar yansıdı basına. Ve bir de o üniversitenin öğretim üyesi ve elemanlarından bazılarının rektörle olan soyadı benzerlikleri. Sanki devletin üniversitesi değil sayın rektörün babasının medresesi!
n n
n n Çok değerli hocalarda okudum üniversite yıllarında, duruşları, tavırları, hitabetleri ve hatta susuşları bile farklı insanlardı onlar. Çok değerli dostlarım var akademik kariyer yapanlar arasında. Ama bu ‘bakkal dükkanı açar gibi üniversite açmanın’ kaçınılmaz sonucudur bilim ve bilim adamı seviyesinin bir türlü yukarıya taşınamaması ve hatta irtifa kaybetmesi.
n n
n n Kadroların bilimsel ihtiyaca değil kadrolaşmaya göre açıldığı, intihal söylentilerinin ayyuka çıktığı, üniversite giriş sınavlarındaki şaibelerin bir türlü ortadan kaldırılamadığı, bırakın kaldırılmasını hala suçlularının bulunamadığı bir süreçte kaybedilen zamana hayıflanmamak elde mi?
n n
n n ‘Paşalıkla’ birlikte ‘Üniversite hocalığı’ da benim gözümde çok önemli bir kavramdı. Her iki meslek grubundaki bazı tipleri tanıdıktan sonra kavramla olan gönül bağım artık eskisi kadar” sağlam değil. Hala her zorluğa rağmen dik duran asker ve hala bilim haysiyetini her türlü makam ve mevkinin üstünde tutan bilim adamı son kahramanlar olmasa o bağ çoktan kopacak. Hele ki onlar var.
n n
n