Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, çocuklarda görülen kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir yere sahip olan çocuk anjiyosu (kalp kateterizasyonu) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gelişen teknoloji ve deneyimli ekiplerle birlikte çocuk anjiyosunun hem tanısal hem de tedavi edici bir yöntem olarak öne çıktığını belirten Tanıdır, bu yöntemin birçok vakada açık cerrahiye olan ihtiyacı azalttığını ifade etti.
Prof. Dr. Cansaran Tanıdır, çocukluk çağında görülen kalp hastalıklarının önemli bir kısmının doğumsal olduğunu ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. “Doğumsal kalp hastalıkları, bebeklik döneminden itibaren belirti verebileceği gibi bazı durumlarda ileri yaşlara kadar fark edilmeyebilir. Bu noktada çocuk anjiyosu, kalbin yapısını ve işleyişini detaylı şekilde incelememize olanak sağlar,” dedi. Anjiyo sayesinde kalpteki delikler, damar darlıkları ve kapak problemleri gibi birçok durumun net şekilde ortaya konabildiğini ifade etti.
Çocuk anjiyosunun yalnızca tanı koymakla sınırlı olmadığını belirten Tanıdır, günümüzde birçok kalp hastalığının bu yöntemle tedavi edilebileceğini söyledi. “Artık pek çok doğumsal kalp hastalığını ameliyata gerek kalmadan anjiyografik yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Örneğin kalpteki delikler özel cihazlarla kapatılabilirken, kapak veya damar darlıkları balon veya stent uygulamaları ile açılabilmektedir,” şeklinde konuştu. Bu sayede çocukların daha az travma yaşadığını ve iyileşme süreçlerinin daha hızlı olduğunu dile getirdi.
İşlemin nasıl uygulandığı hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Tanıdır, çocuk anjiyosunun genellikle kasık bölgesinden girilerek gerçekleştirildiğini belirtti. İnce kateterler aracılığıyla kalbe ulaşıldığını ve gerekli görüntülemelerin yapıldığını ifade eden Tanıdır, işlemin çoğunlukla kısa sürdüğünü ve çocukların aynı gün veya ertesi gün taburcu olabildiğini söyledi. “Minimal invaziv bir yöntem olması nedeniyle cerrahi prosedürlere göre hem hasta konforu yüksektir hem de komplikasyon riski oldukça düşüktür,” dedi.
Ailelerin en çok merak ettiği konuların başında güvenlik geldiğini vurgulayan Tanıdır, modern teknoloji sayesinde çocuk anjiyosunun oldukça güvenli bir işlem haline geldiğini belirtti. “Gelişmiş görüntüleme sistemleri, düşük radyasyon teknolojileri ve deneyimli ekipler sayesinde riskler minimum seviyeye indirilmektedir. Elbette her tıbbi işlemde olduğu gibi belirli riskler vardır ancak uygun merkezlerde ve uzman ekiplerle bu riskler oldukça düşüktür,” açıklamasında bulundu.
Çocuk hastaların erişkinlerden farklı özellikler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Tanıdır, bu nedenle işlemin mutlaka çocuk kardiyolojisi alanında deneyimli ekipler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı. “Çocukların kalp yapısı, damar çapları ve fizyolojik tepkileri erişkinlerden farklıdır. Bu nedenle hem kullanılan ekipman hem de uygulama teknikleri özel olmalıdır. Deneyimli merkezlerde yapılan işlemler başarı oranını önemli ölçüde artırır,” dedi.
Erken teşhisin tedavi başarısındaki rolüne de değinen Tanıdır, aileleri belirtiler konusunda dikkatli olmaya davet etti. “Nefes darlığı, morarma, çabuk yorulma, beslenme güçlüğü ve kalp üfürümü gibi belirtiler çocuklarda kalp hastalığının habercisi olabilir. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk kardiyoloji uzmanına başvurulması büyük önem taşır,” şeklinde konuştu.
Son olarak çocuklarda tedavi edici kalp anjiyosunun, yaşam kalitesini artıran önemli bir yöntem olduğunun altını çizen Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, doğru tanı ve zamanında müdahale ile birçok çocuğun sağlıklı bir yaşam sürdürebileceğini belirtti. “Amacımız çocuklarımızın en az müdahale ile en sağlıklı sonuca ulaşmasını sağlamak. Çocuk anjiyosu bu noktada bize büyük avantaj sunuyor. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile çocuklarımızın geleceğini güvence altına alabiliriz,” diyerek sözlerini tamamladı.




