n
n n Bizim Hacivat-Karagöz gösterileri “Yar bana bir eğlence” diye başlar ve “Yıktın perdeyi eyledin viran/ Varayım sahibine haber vereyim heman” diye biter. Bu açılım ve de bu bilmem kaç kişilik bilmem ne heyeti gösterisi de “bir eğlence” havasında başladı, inşallah vatan perdesini yıkıp viran eyleyerek son bulmaz.
n n
n n Türk milleti bu tiyatroyu 19. asırda kan ve gözyaşları içinde büyük acılarla seyretti. Koca bir imparatorluk küçük isyanları bastıramayan yetersizliklerin sonunda asilere verilen tavizlerle bir asırda elimizden çıktı. 1821’de Mora isyanıyla başlayan çözülmeler; tam 100 yıl sonra kazanılan Sakarya Zaferiyle durduruldu, 1922’deki Büyük Taarruz la da Türkün ileriye yürüyüşü yeniden başladı.
n n
n n 30 Ekim 1918 sonrası; tam bir parçalanış, dağılış ve çöküştür. Hristiyan Batının Müslüman Türkü Anadolu’dan atmak için kurduğu bin yıllık hayalin gerçekleşmesi an meselesidir. Batı ve özellikle de azılı Türk düşmanı İngiliz Başbakan Loyd George meseleye böyle bakmaktadır. Ona göre bu talihin ve Tanrı’nın Hristiyanlara bir lütfudur. İstanbul’u bu hayallerle işgal ederler. Anadolu’yu bu hayallerle nüfuz bölgelerine ayırır ve müttefik ve piyonlarına, işbirlikçilerine peşkeş çekerler. Paramparça bir Anadolu’da Türklere ya hiç yer yoktur ya da mecbur kalınırsa Ankara çevresindeki beş on ilden oluşan bir küçük coğrafyada kuşatılmış bir devletçiğe izin verilecektir.
n n
n n O günler “karanlık günlerdir.” Umutların kırıldığı, davaların terk edildiği, dava arkadaşlarının ve millettaşların satıldığı, arkadan hançerlendiği zamanlardır. Emperyalistlerin hesabı tutmaz. Bu milletin cevher-i aslisindeki bağımsızlık ve var olma azmi doğru değerlendirilememiştir. O cevher patlar, o azim ayağa kalkar ve tarih Anadolu’da yeniden yazılır.
n n
n n Heyet-i Nasiha diyorlar, ne alakası var. Roller aynıdır ama Allah için Heyet-i Nasiha’da adam gibi adamlar vardır, şehzadeler, müftüler, paşalar vardır. Derleme, toplama, tuluatçılardan oluşmaz o Heyet-i Nasihalar. Ege’de “Niye bize geldiniz Efendi Hazretleri, bize değil Rumlara gidin, onlara nasihat edin” derler Şehzade Hazretlerine. Anlaşılan nasihati yanlış yere yapmak yeni değildir bizde, eskiden kalmadır. Asiye, haine değil, mutiye ve mazluma nasihat etmek kolay olduğundan olsa gerek.
n n
n n Devir eğlence devri değil, devir başımızı iki elimizin arasına alıp derin düşüncelere dalmak ve kesin kararlara varmak devridir. Allah korusun, “Yar bana bir eğlence” diyerek atılan adımların sonunda “perdelerin yıkılıp viran olması” ihtimali de vardır. Allah’tan korumasını isteyebilmek için bizim de üzerimize düşen gayreti göstermemiz gerekir.
n