Girişimsel Kardiyolog Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, kalp hastalıklarının tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşandığını belirterek, ameliyatsız (girişimsel) yöntemlerin hastalar için daha güvenli ve konforlu alternatifler sunduğunu ifade etti. Özellikle ileri yaş hastalar ve açık ameliyat riski taşıyan bireyler için bu yöntemlerin hayat kurtarıcı nitelikte olduğunu vurgulayan Kılıçkesmez, teknolojik gelişmeler sayesinde birçok kalp kapak hastalığının cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi.
Kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde en yaygın sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, erken teşhis ve doğru tedavi planlamasının hastalığın seyrini önemli ölçüde değiştirdiğini ifade etti. “Girişimsel kardiyoloji alanındaki yenilikler sayesinde artık hastalarımızı invaziv yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Bu da hem tedavi başarısını artırıyor, iyileşme sürecini hızlandırıyor, hem de hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor,” dedi.
Ameliyatsız kalp tedavileri arasında özellikle kapak hastalıklarına yönelik uygulamaların öne çıktığını belirten Kılıçkesmez, son yıllarda yaygınlaşan TriClip yöntemi hakkında bilgi verdi. “Triküspit kapak yetmezliği, uzun yıllar göz ardı edilen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalıktır. TriClip yöntemi ile kasıktan girilerek triküspit kapak onarılabiliyor ve kapak kaçakları önemli ölçüde azaltılabiliyor. Bu işlem özellikle ameliyat riski yüksek hastalar için önemli bir alternatif sunuyor,” şeklinde konuştu.
Mitral kapak yetmezliğinin tedavisinde kullanılan MitraClip yöntemine de değinen Prof. Dr. Kılıçkesmez, bu teknolojinin kalp kapak hastalıklarında çığır açtığını belirtti. “MitraClip yöntemi ile mitral kapaktaki kaçak, cerrahiye gerek kalmadan özel bir klips yardımıyla onarılabiliyor. Hastalar, daha kısa sürede ve daha düşük riskle tedavi edilebiliyor. Bu da özellikle yaşlı ve ek hastalıkları bulunan bireyler için büyük avantaj sağlıyor,” dedi.
Aort kapak darlığının tedavisinde kullanılan Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu (TAVI) yönteminin de girişimsel kardiyolojinin en önemli gelişmelerinden biri olduğunu vurgulayan Kılıçkesmez, “TAVI yöntemi ile açık kalp ameliyatına gerek kalmadan yeni bir aort kapağı yerleştirilebiliyor. Bu işlem genellikle kasıktan girilerek yapılır ve hastalar çok kısa sürede ayağa kalkabilir. Özellikle ameliyat riski yüksek olan hastalarda son derece etkili ve güvenli bir seçenektir,” ifadelerini kullandı.
Bu ameliyatsız yöntemlerin en önemli avantajlarından birinin hızlı iyileşme süreci olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıçkesmez, hastaların çoğunlukla birkaç gün içinde normal yaşamlarına dönebildiğini söyledi. “Minimal invaziv işlemler sayesinde hem hastanede kalış süresi kısalıyor hem de komplikasyon riski azalıyor. Hastalar daha az ağrı hissediyor ve günlük hayatlarına daha hızlı adapte olabiliyor,” dedi.
Girişimsel işlemlerin mutlaka deneyimli ekipler tarafından ve donanımlı merkezlerde yapılması gerektiğinin altını çizen Kılıçkesmez, doğru hasta seçiminin başarı oranını doğrudan etkilediğini ifade etti. “Her hasta için en uygun tedavi yöntemi farklıdır. Bu nedenle detaylı değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması büyük önem taşır,” şeklinde konuştu.
Son olarak kalp sağlığını korumanın tedaviden daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. “Düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak ve rutin kontrolleri aksatmamak kalp hastalıklarının önlenmesinde büyük rol oynar. Ancak herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir. Günümüzde ameliyatsız tedavi seçenekleri sayesinde hastalarımıza daha konforlu ve etkili çözümler sunabiliyoruz,” diyerek sözlerini tamamladı.





