Burgaz Adası iskelesine indiğim an:
“Bazı akşamüstleri oturur öyküler, şiirler yazardım… Ben yazarken kafamdaki insanlar balığa çıkardı…” cümlesi aklıma geldi Sait Faik’in.
Sadece bu cümlesi mi?
Elbette değil.
“İkimiz birden nefes alıyoruz bu şehirden/ Yoksa neye yarardı bu garip şehir” diyen şiir dizesi… Hep etkilemiştir beni!.
Sonra, kendi kendime bu dizedeki “şehir”yerine “dünya” kelimesini koydum.
- İkimiz birden nefes alıyoruz bu dünyadan/Yoksa neye yarardı bu garip dünya?- dedim.
Öyle ya, sizsiz neye yarar bu garip dünya?
***
Bir solukta iskeleyi geçtim.
Burgaz Adası’nda tiyatro sanatçısı Ayla Algan’ın yaşadığı aklıma geldi.
En son Samsun’da misafir etmiştik kendisini.
Telefon açmak istedim.
Nedense vazgeçtim.
Zira, Sait Faik’in müze olan evini ziyarete gelmiştim.
***

İskeleyi geçince Sait Faik’in heykeli ile karşılaştım.
Daha doğrusu büstü ile.
Büstün altında:
“Hişt!.. Biraz gelir misiniz?” yazıyordu.
Geldim zaten!
***
Klasik öykü tekniğini yıkarak, çağdaş öykücülüğün öncüsü olan Sait Faik’in büstüne bakıyordum…
Heykeller,büstler bir ilçenin bir beldenin, bir ilin kimlikleridir.
Burgaz Adası da Sait Faik için öyledir.
Uluslararası Mark Twain onur üyeliği almış bir sanatçımızdır Sait Faik.
Üstelik ülkemizde Atatürk’ten sonra, Mark Twain onur üyeliği Sait Faik’e verilmiştir.
İnsan gurur duyuyor…
***
Sait Faik Abasıyanık insanlarımızın sorunlarını yazmıştır…
Balıkçılarla arkadaşlık yapmıştır…
Hep yoksulların yanında yer almıştır…
Yaşamı boyunca hep iyiden güzelden yana emek harcamıştır…

***
Sait Faik’i,ilk derinlemesine incelemem lise yıllarımdaydı.
Edebiyat öğretmenim, bendenize; Orhan Veli’yi ve Sait Faik’i dönem ödevi vermişti.
Her ikisinden de tam puan vermişti.
Sağ olsunlar…
Yıllar,yıllar var ki hocamızı görmedim.
Üçüncü Yeni Şiir manifestom için kim bilir şimdi kaç puan verirdi.
Attila İlhan’ın deyimiyle:
“Elde Var Hüzün”
***
Naçizane Sait Faik’in okuduğum eserleri arasında: “Balıkçının Ölümü, Semaver, Lüzumsuz Adam, Son Kuşlar, Az Şekerli, Açık Hava Oteli, Havuz Başı, Mahalle Kahvesi ve Şahmerdan ” adlı öykü kitapları aklıma şu an gelenler…
***
Ya, yasaklanan romanı!.
“Medar-ı Maişet Motoru”
Onu okumamıştım ama ”Şimdi Sevişme Vakti” adlı tek şiir kitabını okumuştum.
Kitabında boyacı çocuğun mezarında şiir okumasını istemesi, bendenizi etkilemişti.
Oğlu şiir okusa
Karacaoğlan’dan
Orhan Veli’den
Yunus’tan, Yunus’tan…
***
Sait Faik’in evi dik bir yokuştaydı.
Cumbalıydı.
Müze olan evi şimdi kapalıydı.
Tadilata alınmıştı.
Yüreğimin derinliklerinde, yaralı bir kuş çırpınıyordu…
***
Özel yaşamında üç kez evliliğe kalkışan Sait Faik hiç evlenmemişti.
“Bir İnsanı sevmekle başlar her şey” demişti.
“Bacakları çevik çocuklarım sendedir!/Doğur Marikula doğur” diyen Sait Faik’ti.
Marikula’yı , Azis Nesin ile ziyarete gitmişti.
Sevdiği kadını başkasının kollarında görmüştü.
Aziz Nesin anılarında bunu dile getirmişti.
Ürettikleriyle Sait Faik yazınımızda solmaz bir değerdi.
Hep de öyle olacak…
***
11 Mayıs 1954’te vefat eden Sait Faik Abasıyanık’ı saygıyla, minnetle anıyorum…
Burgaz Adası’nın sokaklarında yürüyorum…
Yürürken de Ayla Algan’ı telefonla arıyorum.
Bu yıl ilk kez verilen Çolpan İlhan ‘Sanata Değer Katan Kadınlar Ödülü’nü aldığı için kendisini kutluyorum.
Teşekkür ediyor.
Nerede olduğumu soruyor.
Samsun’dayım diyorum.
Uçuşan martılar arasında iskeleye yürüyorum.
***
Evet, Burgaz Adası iskelesine geldiğim an Sait Faik’in:
” Bazı akşamüstleri oturur öyküler şiirler yazardım. Ben yazarken kafamdaki insanlar balığa çıkardı.”cümlesi aklıma geldi.
Sadece bu cümlesi mi?
Elbette değil.
“İkimiz birden nefes alıyoruz bu şehirden/ Yoksa neye yarardı bu garip şehir” diyen dizesi.Müthiş etkilemiştir beni…
Sonra, kendi kendime bu dizedeki “şehir” yerine “dünya” kelimesini koydum.
“İkimiz birden nefes alıyoruz bu dünyadan/ Yoksa neye yarardı bu garip dünya?” dedim.
Öyle ya! Sizsiz neye yarardı bu dünya?