n
n
n
n Algılarımız değiştiriliyor bunun için de tarihimiz çarpıtılıyor. Birileri bunu bilerek yapıyor birileri de maalesef bilmeden bu çarpıtmayı bilmeden gerçekmiş gibi kabullenerek geniş kesimlere iletiyor. Çarpıtanların hedefi, tarihin en köklü ve en muhteşem milletini tarihinden utanan, devletinden nefret eden ve suçluluk duygusu altında ezilen kimliksiz, kişiliksiz bir topluluk haline getirmek! Bunu sözde “Ermeni katliamı/soykırımı” konusunda başardılar. Şimdi sırada Kürt, Süryani, Keldani ve Pontus Rum katliamı iddiaları var.
n
n
n
n Birkaç gün önce 4 Mayıs 1937’nin yıldönümü sebebiyle birtakım çevreler; aslı astarı olmayan bir “Dersim katliamını” gündeme taşıdı, “yetmiş bin Dersim Alevi Kürdünün inkarcı ve soykırımcı Türkler tarafından katledildiğini” ileri sürdü. Ne yazık ki bu aşağılık yalan, bu pespayenin adisi yalan birçok televizyon ve gazetede “Dersim katliamı” başlığı altında verildi.
n
n
n
n İsyanlardayım, tarih adına, hak adına, hakikat adına ve her şeyden önce mensubu olmaktan gurur duyduğum bu millet adına isyanlardayım. “Dersim katliamı” söylemi de tıpkı “Ermeni katliamı” söylemi gibi bir büyük yalandır, bir büyük bühtandır, bir büyük iftiradır. “Dersim katliamı” yoktur “Dersim isyanı” vardır. Yapılan iş, isyanın bastırılmasıdır. Tıpkı 1915’teki Ermeni isyanı ve ihanetlerinin bastırılması gibi.
n
n
n
n Dersim’i anlatmaya kalkanlar, eğer biraz dürüstlerse ve eğer bir parça haysiyetleri varsa ve eğer yüreklerinde bir parça milli duygu taşıyorlarsa; olayları anlatmaya Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki şekavet ve sirkat(eşkıyalık ve hırsızlık) ve de isyanlardan vazgeçtim hiç olmazsa 21 Mart 1937’den başlamak zorundadırlar. Kahmut Köprüsü’nün yakılması, Pah Nahiyesi nin işgali, telgraf irtibatının kesilmesi, dört gün sonrada Sin Köyü Karakolu’nun basılarak içinde askerlerin şehit edilmelerini görmezden gelerek devletin isyanı bastırmak için harekete geçtiği 4 Mayıs 1937’den hareket etmek dürüstlük değildir. Hakikati arama gayreti değildir, tarihi çarpıtmak, halkı kandırmak, “Ermeni soykırımı” yalanından sonra bir de “Dersim soykırımı” ve onun takiben de bir “Kürt soykırımı” sorunu yaratmaktır. Kısacası bu millete ihanettir.
n
n
n
n Yıldönümü adı altında sahnelenen iftira piyesinin oyuncuları, isyanın bastırılması sürecinde; “Türk devletinin 70 bin Dersimli Alevi Kürdü katlettiğini” öne sürmüşlerdir. Bir kere Dersim’in Kürtlükle, isyanın da Alevilikle uzaktan yakından ilgisi yoktur. İsyan, Dersim feodalitesinin isyanıdır. Osmanlılar o isyanlara “şekavet ve sirkat(eşkıyalık ve hırsızlık)” İsyancı aşiret reislerinin devlete verdikleri muhtıra ortadadır; orada Alevilikle, Kürtlükle ilgili hiçbir talep söz konusu edilmez. Yol yapmayın, okul yapmayın, köprü yapmayın, silahlarımıza dokunmayın, askere almayın ve vergiyi de biz istediğimiz gibi verelim gibi haysiyetli hiçbir devletin kabul etmeyeceği şartlar öne sürülür. İsyan bu taleplerle başlamış ve halk bir ideal uğruna gönüllü olarak değil aşiret reislerinin çıkarları uğruna zorunlu olarak katılmıştır.
n
n
n
n İsyanda hayatını kaybedenler ve zorunlu yer değiştirmeye (tenkil) tabi tutulanlar hakkında verdikleri rakamlar da yalandır. Devletin arşivlerindeki tüm bilgi ve belge, Başbakan Sayın Recep Erdoğan’ın elinin altındadır.
n
n
n
n Sayın Başbakan, yalanlarla beslenen bu tertibi bozmak için gerçekleri açıklamak gibi bir tarihi borç altındadır. Açıklayınız Sayın Başbakan, açıklayınız lütfen. Açıklayınız ki, bu adi tertip bozulsun. Aksi halde bu “Dersim katliamı” yalanı yakın bir zamanda “Kürt katliamı” yalanına dönüşecek ve uluslararası arenaya taşınacaktır. Sırada Süryani, Keldani ve hepsinden de belalısı Pontus-Rum soykırımı isnat ve iftirası vardır.
n
n
n
n Sayın Başbakan; bu milletin geleceği iki dudağınızdan çıkacak bir açıklamayla doğrudan ilgilidir. Ya susacaksınız ve ihanet tırmanacak ya da gerçekleri açıklayacaksınız ve millet rahatlayacak. Ben açıklamanızı bekliyorum ve açıklayacağınızı ümit ediyorum.
n
n
n
n

n

n